KNKYZR : " ŞEBİNKARAHİSAR TARİHİ "

Murat Dursun Tosun;

" ŞEBİNKARAHİSAR TARİHİ "

 " Bu çalışma daha önce ayrı ayrı başlıklar halinde yazılan ve yayınlanan yazıların özet halinde tek bir başlık altında toplanmış şeklidir. Şebinkarahisar’ın genel tarihi hakkında bilgilendirilme amaçlıdır.

İSLÂM ÖNCESİ DÖNEM:

Türk kökenli oldukları öne sürülen ve M.Ö. 1700’lerde Anadolu’da yaşayan Hititlerin Karadeniz’de Azzi ve Hayaşa bölgelerinde Giresun (Aripsa) veKarahisar’da (Dukkamma) olmak üzere yerleştikleri bilinmektedir. Kelkit’te bulunan Satala kenti kalıntıları da Hititlerle irtibatlandırılmaktadır. Alucra’daki bazı Tümülüslerin özellikle İki Tepeler tümülüslerinin de Hitit menşeli olduğu kabul edilmektedir.

M.Ö. 500’lerde ise bölgemizde Pers (İran) hâkimiyeti bulunmaktadır. Hatta Pers Kral Yolu olarak bilinen yollar dahi inşa etmişledir.

Sonrasında ise Roma hâkimiyeti görülmüş, bu kez Roma yolu diye bilinen yollar inşa edilmiştir.

Yine bir efsane olarak belirtmek gerekirse Romalılar tarafından yıkılan Kelt uygarlığının geri kalanları Gelibolu’ya kadar gelmişler, buradan Anadolu’ya geçmişlerdir. Buradan üç kol halinde Anadolu’ya geçerek Galatya isimli ülkeyi kurdular. İstanbul’daki Galata semti de bunlara atfedilir. Hatta Karadeniz bölgesinde çalınan tutum ile gayda arasındaki benzerliğe de dikkat çekilir.

Prof. Ramsay’ın 1886-88 yılları arasında Anadolu’da yaptığı araştırmalar neticesinde elde ettiği belgeler ve kilise kayıtları ile yine incelediği mil taşları sonucunda yazdığı kitabında belirttiğine göre Satala’ya 45 km mesafede (75 km) Arauracos isimli bir yerden bahsetmektedir. Arauraca kelimesi Gallibir kabilenin (Kelt) ismi olan Rauraci ile ilgili gibi gözükmektedir. Keltler kadın erken savaşçı olarak bilinen bir kabiledir. Kadınları bu yönüyle Amazonlara benzemektedir. Yöremizde de Amazon izleri bulunmaktadır.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/04/03/sebinkarahisar-ve-alucradan-ne-ordular-gecti/

KARAHİSAR-İ ŞARKİ’DE İSLÂM HÂKİMİYETİ’NİN BAŞLANGICI:

Selçukluların ilk hükümdarı Tuğrul Bey’in kardeşi Çağrı Bey 1018’de 3000 kişilik seçme süvari kuvvetiyle yaptığı keşif akını Anadolu’ya adım atmış, Ermeni ve Gürcülerle savaşmış ve Karadeniz’e kadar gitmişti. Bu arada Karahisar bölgesini de dolaştığı ve çevresini tanıdığı düşünülebilir. Zira 1040 yılında Karahisar ve Alucra’nın Eşküne köyüne kadar İbrahim Yinal tarafından fethedildiğini ve burada ilk ezanın okunduğunu, namazın kılındığını biliyoruz.

Bu dönemde Abbasi İslam Halifesi Kaim bi-Emrillah ile Büyük Selçuklu devleti Beğleri Tuğrul ve Çağrı Beylerle yaptığı görüşmede fetihlerin genişletilmesini ve İslâmiyetin yayılmasını istemişti. Bu nedenle Anadolu’nun ve Karahisar’ın fethinde desteği söz konusudur.

Ancak bu fetih kalıcı olmamış bölge tekrar Rumların eline geçmiştir. Ancak 1048’de Hasankale’de elde edilen zaferin ardından Anadolu’ya Türk göçleri hız kazanmıştır.

1071’de Sultan Alparslan’ın Malazgirt’te Bizans Ordusu ile yaptığı savaşı kazanmasından sonra Anadolu’nun kapıları kalıcı olarak Türklere açıldı. Bu tarihten sonra Karahisar ve çevresi de Selçuklu hâkimiyetine geçmiş oldu. Selçuklu ise fethettiği yerlerde kalıcı olabilmek ve yeni yerlerin fethi için komutanlarını görevlendirdi, muhtelif yerleri de onlara ikta olarak verdi.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2014/03/14/halife-el-kaim-bi-emrillah-ve-alucranin-eskune-koyu/

DANİŞMENT OĞULLARI:

Danişment Gümüştekin Gazi Ahmet Bey beyliği 1080’de kurmuştur. Beylik 1178’de son bulmuştur.

Danişment Gümüştekin Gazi Ahmet Bey, Sultan Alparslan tarafından Anadolu’nun fethinde görevlendirilen komutanlardandır. Gazi Malatya, Sivas ve Amasya’yı ele geçirdikten sona kuvvetlerini ikiye bölerek birinin başına amcazadesi Çavlı Bey’i getirip Çorum, Çankırı, Yozgat ve havalisini almaya memur etmiş, ikinci kuvvetin başına da öbür amcazadesi ve güveyisi Sevli Bey’i getirerek Samsun, Giresun, Trabzon ve Karahisar’ın alınmasını emretmiştir.

Sevli Bey, Samsun, Çarşamba, Ünye ve Giresun’u elde edip Trabzon’a kadar ilerlemeye ve orayı almayı başardıktan sonra içeri doğru yönelerek Helgune(keygune) önlerinde karşılaştığı Roma askerlerini yenerek Karahisar kalesini fethetmiş ve buralara bey olmuştur.

1098’de Danişment Gazi’nin oğlu İsmail Bey Bayburt’ta Theodor Gabras’ı yendi ve öldürdü. Bu şekilde Bayburt Danişmentlilerin eline geçti. Dolayısıyla Niksar’dan Bayburt’a kadar olan topraklar Danişmentlilerin kontrolüne girdi.

Diğer bir kaynakta ise Emir İsmail Danişment Gazi’nin 1085’de Karahisar’ı aldığı belirtilmektedir.

Buralar daha sonra Danişmentli, Mengücekli mücadelesine sahne olmuş ve Mengüceklilerin eline geçmiştir.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/02/27/danismentliler-tacettin-ogullari-ve-haci-emirli-beyligi-doneminde-sebinkarahisar/

MENGÜCEK OĞULLARI:

1071 Malazgit zaferinden sonra Anadolu’nun zaptı için görevlendirilen komutanlardan birisi de Mengücek Gazi’dir. 1072’de kurmuş olduğu beylik 1142’de ikiye ayrılmıştır.

Anadolu Selçuklu Devleti Erzincan, Kemah koluna 1228’de son vermiştir. Divriği kolu da Moğol Hükümdarı Abakan’ın 1277’de şehri tahrip etmesiyle son bulmuştur.

Mengücek Gazi 1119-1120 yılında bölge hâkimiyeti için Artuklu Belek ve Gümüştekin Gazi’ye karşı Bizans yerel hâkimi Theodor Gabras ile ittifak yapmıştır. Ancak Şiran’da yaptıkları savaşı kaybetmişler ve esir düşmüşlerdir. Theodor Gabras 30.000 Dinar karşılığı serbest kalırken, Gümüştekin Gazi’nin güveysi olması nedeniyle Mengücek Gazi fidyesiz olarak serbest bırakılmıştır.

1058’de fethedilen Karahisar 1075’de yeniden Bizanslıların eline geçmiş ve 1173’e kadar onların hâkimiyetinde kalmıştır. Bu tarihte burada yaşayan Türkmenlerin isteği üzerine Mengüceklilerin dördüncü hükümdarı Fahrettin Behramşâh Erzincan’dan gelerek Karahisar’ı fethetmiştir. FahrettinBehramşâh 1225’de Alaaddin Keykubat zamanında vefat etmiştir. Yerine oğlu II. Alaaddin Davud Şâh (1225-1228) geçti. Oğlu Muzafferiddün Mehmet Bey bu süre içerisinde Karahisar’da Bey olarak kaldı. Bu süre içinde babasının isteği üzerine Bizans Rumlarına karşı Alucra’nın Kuvata bölgesine veKaledere köyüne birer kale yaptırdı.

1228 yılında ise Selçuklular Mengücek Beyliğinin Erzincan koluna son verdi. Muzafferiddün Mehmet Bey’e de dirlik vererek Karahisar’dan uzaklaştırdı.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/02/25/menguceklerin-sebinkarahisarin-ve-cevresinin-turklesmesine-olan-katkisi/

SELÇUKLULAR:

Karahisar ve Alucra 1040’da fethedildiyse de bu kalıcı olmamış, ancak 1058’de bir kez daha fethedilmişti. Ancak bu fetih de kalıcı olmamış 1075’deTheodor Gabras, Karahisar’ı yeniden elde etmişti. Uzun süre de Rumların elinde kalmıştır. Buradaki Türkmenler zulme dayanamayarak 1165’deMengüceklerin dördüncü hükümdarı Erzincan’daki Fahrettin Behramşah’dan yardım istediler. Fahrettin Behramşah da buraları fethetti.

1228’de Alaaddin Davud Şah zamanında Erzincan Kemah ve Karahisar-i Şarki I. Alaaddin Keykubat tarafından fethedildi. Davut Şah’da evladı ıyaliyleKonya Akşehir’e yollandı. Karahisar-i Behramşah.

1231’de Moğollar ilk defa Çermagon Noyan kumandasında Anadolu’ya girdiler ve Sivas’a kadar ilerlediler.

1237’de Alaaddin Keykubat Moğollarla anlaşmak üzere iken zehirlendi ve öldü. Yerine geçen II. Gıyaseddin Keyhüsrev (1237-1246) zamanında Baba Resul ve Halifesi baba İshak Türkmen isyanları yaşandı. Bu ayaklanmaların ettikleri Sivas, Arapkir, Divriği ve Karahisar-i Şarki’de görüldü. İsyanlar 1240’da bastırıldı ise de Selçukluyu zayıflattı.

1242’de Moğol Kumandanı Bayçu Noyan 30.000 kişiyle Erzurum’u kuşattı. Kaleye girdiler, erkek ve çocukları öldürdüler, kadınları esir aldılar. Buradan Alucra yoluyla Karahisar’a geldiler.

1243 yılında ise Selçuklular, Kösedağ’da Moğollara yenilince dağıldılar ve onlara tabi oldular. Bunun üzerine Moğollara vergi vermeye başladılar. ÜstelikKlikya Ermenilerinden aldıkları vergilerden de oldular. II. Gıyaseddin Keyhüsrev yenildiği savaştan sonra Antalya’ya kaçtı.

Cengiz soyundan olan ve Kubilay’ın torunlarından olan Baycu Noyan büyük han tarafından Anadolu Umumi Valisi tayin olundu. Bayçu Noyan, Karaboğa’yı Karahisar’a Bey olarak atadı. Karaboğa, 1264’de ölünce yerine Amasyalı Gümüşzade Yunus Oğlu Seaceddin İsmail Emir olarak atandı.

1240’dan önce Anadolu mamur ve müreffehti. Milletlerarası ticaret yolu Anadolu’dan geçiyordu. Yol güzergâhlarında hanlar, kervansaraylar inşa edildi. Buralarda tabib, baytar bulunurdu. Keza hamamları vardı, hayvanların ihtiyaçları için de her türlü donanım mevcuttu. Yine bu dönemde camiler, medreseler, vakıflar inşa edildi. Karahisar’da Selçuklu eseri yoktur.

Selçuklular Anadolu’da 236 yılı hüküm sürdükten sonra 1307’de son buldular.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/02/27/selcuklularin-kogonya-sebinkarahisar-ve-cevresinin-turklesmesine-olan-katkisi-2/

MOĞOLLAR:

1243 yılında Selçuklularla Kösedağ’da yaptıkları savaşı kazanarak Anadolu’ya hâkim olmuşlardır. Hâkim olduktan sonra da atadıkları genel valiler ile Anadolu’yu idare etmişlerdir.

Cengiz Han’ın ölümünden sonra hakanlığa seçilen torunu Mengü Han kardeşi Hülagû’yü da Moğol fetihlerini yeniden başlatmak için batıya yolladı.Hülagû İran, Irak, Kafkasya ve Anadolu’da 800.000 Müslüman’ı öldürttü. Kütüphanelerdeki kitapları nehirlere, ırmaklara attırdı.

Moğollar zaman zaman Selçukluların ödeyemediği vergiyi tahsil etmek bahanesiyle Anadolu’yu dolaşıp çapul yaptılar.

1294’de Çin’de bulunan Moğol Han’ı Kubilay’ın ölümü üzerine, İlhanlılarla büyük hanlar arasındaki bağlar zayıfladı.

Çok geçmeden Argun Han’ın oğlu Gazan Han zamanında 1295’de büyük oranda İslamiyete geçtiler. İslamiyetle birlikte yıkıcılık ve yakıcılık özelliklerini kaybettiler. Yine Gazan Han zamanında Selçuk vilayetleri dörde ayrılarak idare edildi. Dört bölgenin umumi nezaretine 1296’da (yeniden) MucirüddinEmir Şah getirildi. Halk bu durumdan memnun olmayınca 1296’da Alaaddin Keykubat Selçuklu Hükümdarı ilan edildi. Alaaddin Keykubat Gazan Han’ın kızıyla evlendikten sonra şımarınca Isfahan’da zorunlu ikâmete tabi tutuldu. Yerine 1302’de Gıyasettin Mesut Selçuklu Sultanı oldu, 1308’de Kayseri de ölünce yerine kimse tayin edilmedi. Umumi Vali atandı.

Şehzadeler ayaklanmasın diye Emir Çobanoğlu Demirtaş 1317’den itibaren Şehzadeleri öldürttü. Karamanoğullarının yanına kaçanlara da iltifat edilmedi.

Son büyük ilhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’ın zamanında 1335’de vârissiz ölmesi üzerine Musa Han zamanında 1336-1353 İlhanlı devleti parçalandı. Yerlerini kendileri gibi Türkleşmiş olan Celayirlere bıraktılar.

Moğollar, Anadolu’da iken onlara ilk defa galebe çalan Karamanoğlu Mehmet Bey oldu. Memluk Sultanı Melik Zahir Baybars, Anadolu’ya girdiğinde Moğollarla Elbistan ovasında yaptığı savaşı kazandı ve onların pek çok komutanını öldürdü. Bunun üzerine Abaka Han büyük bir ordu ile Anadolu’ya girdi. Bu arada Memlüklüler çekilmişti. Abaka Han da hıncını Erzurum ve Sivas’tan çıkartarak en az 200.000 insanı öldürdü.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/01/16/mogol-ordularinin-anadolu-sebinkarahisar-ve-yakin-cevresi-uzerindeki-etkileri/

PERVÂNEOĞULLAR:

Sinop ve havalisinde kurulan bir beyliktir. Beyliğin kurucusu olan Muinüddin Süleyman Pervanenin babası Mühezzibeddin Ali Kâşi, Sultan II. Keyhüsrev(1238-1246)’in veziriydi. Moğollara Anadolu’ya girip Kösedağ Muharebesini kazandıkları sırada, Moğolların kumandanu Baycu Noyan’a rica ederek, Selçuklu Sülalesinin yerlerinde bırakılmasını temin etmişti. Muinüddin Süleyman ise, Anadolu’nun Moğollar yüzünden parçalandığı ve karışıklıklar içerisine düştüğü bir zamanda büyümüş, ilmi, idari ve politik yönden mükemmel bir şekilde yetiştirilmişti. Aynı zamanda kıvrak bir zekâya sahip olanMuinüddin, kısa zamanda mühim mevkiler elde etti. Önce Tokat, sonra Tokat ve Erzincan muhafızı oldu. 1256’da ise, Bayçu’nun da tavsiyesiyle Pervâne rütbesi verilerek Selçuklu saray nâzırlığına getirildi.

Buradan da anıyoruz ki Pervâneoğlu Muinüddin Süleyman Tokat’dan Erzincan’a kadar olan havalinin muhafızı olunca Karahisar ve Alucra’yı da kapsayan alanın da sorumlusu olmuştur.

Zaman içinde Muineddin pervane ile Moğol ilişkileri de bozuldu. Memlüklü Sultanı Baybars’la Elbistan Ovasında Moğollarla yapılan savaşta Moğol ordusunun ağır bir yenilgi almasından sorumlu görüldü ve Abaka Han tarafından ceza olarak Tokat’taki mallarına ve onun ıktalarından olan Karahisar’a el konulması emredildi. 1277’de de kılıçla başı vurularak öldürüldü.

Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi

ERETNA BEYLİĞİ-DEVLETİ:

Selçuklular ile Moğollar arasında 1243’de yaşanan savaştan sonra Anadolu Moğol istilasına uğramıştı. Olcaytu Hân’ın 1316’da ölümünü takiben İlhanlı tahtına oğlu Ebu Said Bahadır Hân geçti.

Moğollar Selçuklulardan elde ettiği toprakları atadığı genel valiler ile idare etti. Bu valilerin en kudretlisi ve sonuncusu Emir Çoban’ın oğlu Timurtaş idi. Anadolu Genel Valisi olarak Sivas’da ikâmet etti.

Timurtaş babasının nüfusuna güvenerek müstakil devlet olma sevdasına düşünce Ebu Said Bahadır Hân’ın emriyle babası Emir Çoban büyük bir ordu ile üzerine yürüyünce bu sevdadan vaz geçti ve babasının hatırına affedildi.

Ancak babası Emir Çoban’ın arası Ebu Said Bahadır Hân’la açılınca Timurtaş korkusundan Memluk Sultanı Melik Nâsır Muhammed’e iltica etti. Giderken de kayınbiraderi Eretna’yı 1328’de yerine vekil olarak bıraktı. Eretna da Ebu Said Bahadır Hân’a bağlılığını bildirdi ve Timurtaş’ın yerine gönderilen Büyük Şeyh Hasan’a itaat ederek mevkiini korudu.

Ebu Said Bahadır Hân’ın 1335’de evlat bırakmadan ölmesi üzerine karışıklıklar yaşandı. Eretna bu karışıklıklar sırasında Memluk Sultanına haber vererek onun himayesine girdi.

Çobanilerden Küçük Şeyh Hasan’ın üzerine gelen ordusunu Sivas ile Erzincan arasındaki Karanbük’de 1243’de yendi. Hasan’ı Küçük 1343 yılındaki ölümüne kadar Karahisar’la olan bağlarını hiç kesmedi, hatta devlet hazinesini Karahisar’da muhafaza etti.

Eretna Bey ise, bu galibiyet sonrası mevkii kuvvetlendiği gibi şöhreti de arttı. 1244 yılında ise Alaaddin ünvânı ile Sultanlığını ilan etti. Zamanla bütün Orta Anadolu’ya hâkim oldu. 1352 yılında ise Kayseri’de öldü. Emirlerinin aldığı karar üzerine yerine küçük oğlu Gıyasettin Mehmet hükümdar oldu. Büyük oğlu Cafer muhalefet ederek savaştıysa da yenilerek Mısır’a kaçtı.

Gıyasettin Mehmet’te 1365’de savaşta öldü. Küçük oğlu Alaattin Ali tahta geçti. Yaşanan karışıklıklar neticesi Karamanoğulları Niğde ve Aksaray’ı ele geçirdi. Ali Bey sorunlarla baş edebilmek için Kadı Burhanettin’i vezir ilan etti. 1380’de vefat edince 7 yaşındaki oğlu Mehmet hükümdar oldu. BeyleriKarahisar-i Şarki valisi Kılıçarslan’ı ona naip yaptı. Fakat Kadı Burhanettin bir müddet sona Kılıçarslan ve onun amcası Keyhüsrev’i öldürerek niabetieline aldı. Çok geçmeden de halkın isteğiyle 1381’de Mehmet Bey’i tahttan uzaklaştırarak Sivas’da Sultanlığını ilan etti.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/01/24/eretna-devletinin-genel-durumu-sarki-karahisar-ve-alucraya-etkileri/

KADI BURHANETTİN AHMET DEVLETİ:

Kadı Burhanettin Ahmet 1365’de 21 yaşında iken Kayseri kadılığına getirildi. Kendisi gibi babası ve dedesi de kadıydı. Ahmet Bey, ilim ve kılıç ehliydi. Dört mezhebe hüküm verebilecek kadar ilim ehliydi. Arapça ve Farsça biliyordu. 19 yaşında hacı oldu.

Eretna Devleti’nin hâkimi Alaaddin Eretna’nın 1352 yılında ölmesinden sonra devletin idaresinde sorunlar yaşandı. Bu dönemde (1365-1380) Sivas hâkimi Hacı İbrahim, Amasya hâkimi Hacı Şahgeldi, Karahisar-i Şarki hâkimi Kılıçarslan, Tokat hâkimi Şeyh Necip, Kayseri hâkimi Şeyh Cüneyd, Kayseri Kadısı Burhaneddin Ahmet ve Seyyid Hüsam etkindiler.

Devlet otoritesindeki zaafı fırsat bilen Karamanoğlu Ali Bey, Konya, Niğde ve Aksaray’ı aldı. Pınarbaşı bölgesi Dulkadiroğullarının hâkimiyete geçti.Osmanlılar’da Ankara bölgesini aldı. Moğollar’da Sivas’ı kuşattı. Bu durumda bile Alaaddin Ali Bey zevk ve eğence ile uğraşıyordu.

Buna ilaveten Erzincan’da Mutahharten, Tokat’da Şeyh Necip, Sivas’da Hacı İbrahim bağımsız hareket etmeye başladılar.

Alaaddin Ali Bey ise, ölümünden iki yıl önce (1380) 1378’de Kadı Burhanettin’i Eretna Devletinin vezirlik makamına getirdi. Ali Bey 1380’de öldükten sonra yerine 7 yaşındaki oğlu II. Mehmet getirildi.

Bunun öncesinde bir ara tutuklandı ve 51 günlük esaretten sonra serbest bırakıldı.

Bu arada Kadı Burhanettin Ahmet eski hükümdar naibi Kılıçarslan’ı 1381’de bertaraf ederek II. Mehmet’e naib oldu, zamanla devletin kontrolünü ele aldı. Bir süre sonra da 1390 yılında bağımsızlığını ilan etti.

Kadı Burhanettin Ahmet’in hayatı Moğol ve Türkmen Beyleriyle mücadele ile geçti. Onu en çok uğraştıran Dulkadirli Karacabey oldu. Kadı Burhanettin Ahmet’ten çekindiği için Timur bile birkaç kez Anadolu’ya girdiği halde ilerlemeye cesaret edememişti. Bu dönemde Kadı Burhaneddin’e komşu devletlerin asker sayıları aşağıdaki gibiydi.

Mutahharten: 5.000 / Karamanoğlu: 10.000 / Tacettinoğlu: 6.000 / Taşaoğlu: 1.000 / Bafra Emiri: 2.000 / Moğol, Tatar, Diyarbekir ve Şam Türkmenlerinin 20.000 askeri vardı.

Timur, bana tabi olun diye Anadolu Beylerine haber gönderdiğinde ona tabi olmayı reddetti. Karamanoğlu ve Mutahharten ise Timur’a tabi olmayı kabul etmişti.

Kadı Burhaneddin, 1392’de Çorumlu sahasında Yıldırım Bayezid’i yendi ve geri çekilmek zorunda bıraktı.

Konya ve Ankara’dan Erzurum’a kadar olan ülkesini ölene kadar başarıyla yönetti. 1398’de ise Akkoyunlu Kara Yülük Osman tarafından öldürüldü.

Akkoyunlu Kara Yülük Osman’ın arası kardeşleri ile açılınca o da adamlarıyla gelerek kadı Burhanettin Ahmet’in hizmetine girmişti.

Kayseri Valisi Şeyh Müeyyed’i kendisine isyan ettiği gerekçesiyle kuşatmış ve canına dokunulmayacağı teminatını Kara Yülük Osman’la ileterek teslim olmasını sağlamıştı. Ancak sözünde durmayarak onu öldürünce Kara Yülük Osman ona muğber olarak izin almadan adamlarıyla onu terk etti. Buna kızan Kadı Burhanettin Ahmet onu cezalandırmak için peşinden gidince Kara Yülük Osman 600 adamı ile onu Zara-Karabel meviinde pusuya düşürerek öldürdü. Öldüğünde 54 yaşındaydı. Yerine çocuk yaştaki oğlu Alaaddin Ali Çelebi hükümdar oldu.

Kara Yülük Osman şehri ele geçirmek için kuşattı. Bunun üzerine tatarlardan yardım istediler. Kara Yülük Osman Tatarları da yendi. Son çare olarak Yıldırım Bayezid’den yardım istediler. İstedi ise de başarılı olamadı. Yardıma gelen I. Beyazıd’ın oğlu Süleyman Çelebi Kara Yülük Osman’ı yenerek mağlup etti. Şehir de Süleyman Çelebi’ye teslim oldu.

Bu şekilde Tokat, Sivas, Niksar, Kayseri Osmanlıya geçti. Süleyman Çelebi Vali oldu. Alaaddin Ali Bey, Osmanlı hizmetine girdi. 1442’de ise öldü.

Bastırdığı paranın üzerinde La ilâhe illallah Muhammeden Resulullah” yazılıdır.

Erzincan’ı kuşatıp tabiiyetine aldığında Karahisar-i Şarki’de ona tabi oldu. Bir ara Bayburd’da Mutahharten’e yenilerek ricat edince Karahisar-i Şarki hâkimi Melik Ahmet Bey tarafından yolu kesilerek zarar verildiyse de sonradan onlara baş eğdirdi, af dilediler. Bu süreçte Kara Yülük Osman’a emir vererek Karahisar hududuna kale yapılmasını istemişti.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/01/24/kadi-burhanettin-devletinin-genel-durumu/

MUTAHHARTEN EMİRLİĞİ:

Mutahharten Erzincan’da bulunan beyliğin emiridir. Beyliği Erzurum’a kadar uzanmaktadır. Asıl olarak Erzin’can ve Kemah’da hüküm sürmüştür. AncakKarahisar-i Şarki zaman zaman bağlısı olarak kalmıştır.

Eretna Bey’in 1352 yılında ölümüne kadar geçen zamanda Erzincan, Erzurum, Bayburd doğrudan kendisine bağlı iken Şarki Karahisar’da Ahi Ayna Beyde ona tabi idi. Ahi Ayna Bey, 1362’de ölünce Erzincan bu defa Karahisar-i Şarki’den gelen Emir Pir Hüseyin’in eline geçti. Pir Hüseyin de 1379’da vefat edince beyliği Mutahharten ele geçirdi. Mutahharten’in Tatar veya Uygur olduğu kabul edilmektedir. Karahisar-i Şarki’de bu kez Kılıç Arslanbulunmaktadır.

Mutahharten menfaatleri için herkesle dostluk kurmuş, 138’de Timur’a tabi olmuş ve Yıldırım Bayezıd’ın Timur’la yaptığı savaşta Karamanoğlu ve Akkoyunlular ile birlikte Timur’un yanında yer almıştır. Ankara savaşının öncesinde de savaş sırasında da etkin rol oynamıştır. Hatta Yıldırım’ın ordusunda bulunan Tatar askerilerini ayartarak Timur’un yanına geçmelerini sağlamış ve savaşın kaderini belirlemiştir.

Alaattin Ali Bey zamanında Eretna Devletiyle de savaşmıştır. Dulkadirli ve Akkoyunlularla ittifak yapmıştır. Mutahharten Naib (Eretna) Kadı Burhanettin Koyulhisar’a gönderilen Zünnun ve ve Karahisar-i Şarki Hâkimi Melik Ahmet ile dostluk ilişkileri kurarak kız kardeşini Zinnun ile evlendirmiştir. Sonra bu emirlerle birlikte Eretna topraklarına taarruza başlamıştır.

1387’de Timur’a tabi olmadan önce onun korkusundan ailesini ve hazinesini Şarki Karahisar Hâkimi Melik Ahmet Bey’in yanına gönderdi. Memlüklülerleiyi geçinde Kadı Burhanettin Ahmet’i onlara şikâyet etti.

Akkoyunlu, Karakoyunlu mücadelesinde Kara Koyunlu Kara Yusuf’un yanında yer aldı. Aynı zamanda Akkoyunlu Ahmet Bey’in kızıyla da evliydi. Ancak bu savaşlarda Akkoyunlulara yenildi.

1398’de Kadı Burhanettin Ahmet, Akkoyunlu Kara Yülük Osman tarafından öldürülünce rahatladı. Kara Yülük Osman Yıldırım’ın oğlu şehzade Bayezid tarafından mağlup edilince eski düşmanı Kara Yülük Osman’a kucak açtı. Bu arada Osmanlılarla komşu oldu.

Timur 1400’de tekrar Anadolu’ya girip güneye inince o çekildikten sonra Şehzade Bayezid Mutahharten üzerine yürüyerek kaleyi muhasara etti veMutahharten teslim olmak zorunda kaldı. Şehzade Mutahharten’in ailesini esir alarak Bursa’ya gönderdi, anlaşma gereği kendisini serbest bıraktı.Mutahharten Timur’a bağlı olduğu için olup bitenleri Timur’a şikâyet etti. Bu arada Şehzade Bayezid kaleyi Kara Yusuf’a teslim edip geri dönmüştü. Fakat halk kendisinden memnun olmayınca 16 gün sonra kaleyi terk etti.

Bir ara Timur’un oğlu Şahruh’la Osmanlı arasında arabuluculuk yaptı. Ankara savaşından sonra 1403 yılında öldü. Erzincan, Erzurum, Kemah, İspir, Bayburt, Tercan, Çemişgezek, Karahisar-i şarki ve Koyulhisar’da hüküm sürdü.

1410 yılında torunu Şeyh Hasan yönetimdeyken ona beyliği Karakoyunlu Kara Yusuf tarafından tarihe karıştı. Ona ait topraklarda Karakoyunlulara geçti. Kara Yusuf yüzünden Osmanlı da Timur’la savaşmak durumunda kalmıştı.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/02/19/mutahharten-emirligi-doneminde-sebinkarahisar-ve-alucra/

HACI EMİRLİ BEYLİĞİ

Hacı Emirli Beyliği de Taceddin Oğulları ile aynı dönemde kurulmuştur. Beyliğin kurucusu Hacı Emir hastalanınca yerini oğlu Süleyman Bey’e bırakmış, iyileştiğinde tahtı geri almak isteyince baba-oğulun arası açılmış bunu fırsat bilen Taceddin Bey onlara saldırarak yerlerini almak istemişti.

Bunun üzerine Süleyman Bey çareyi Kadı Burhanettin Ahmet’e sığınmakta buldu. Tacettin Bey de kadı Burhanettin tarafından uyarıldı ve söz alındı.

Ancak Tacettin Bey söz verdiği halde yeniden Süleyman Bey’e saldırınca yenildi ve Süleyman Bey tarafından öldürüldü.

Bu galibiyetten sonra Hacı Emirli Beyliği Kelkit Vadisini takip ederek doğuya doğru genişlemeye başladı. 1397’de Reşadiye, Şarki Karahisar ve Kürtün taraflarına kadar olan bölgeyi kendine bağladı.

Süleyman Bey, Kadı Burhanettin Ahmet’e bağlı kalmış onun 1398’de ölümünden sonra da toprakları Kadı Burhanettin devletinin diğer topraklarıyla beraber Osmanlı’ya intikal etmiştir.

Hacı Emirli Beyliği babasının adına atfen Bayramlu olarak da bilinir.

Sultan II. Bayezid’ın 1402’de Timur’a yenilmesi üzerine Osmanlı’da başlayan ve 11 yıl süren fetret devri ile birlikte Hacı Emiroğulları yeniden söz sahibi olduysa da Osmanlıların yeniden toparlanmasıyla 1427’de tekrar Osmanlı’nın hükmü altına girdi.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/02/27/danismentliler-tacettin-ogullari-ve-haci-emirli-beyligi-doneminde-sebinkarahisar/

OSMANLI DEVLETİ:

Karahisar ilk kez Kadı Burhanettin Ahmet döneminden sonra Osmanlıya tabi olmuştur.

Osmanlı menzil yollarının sol kolu Merzifon’a kadar orta kolla birlikte gelmekte buradan Ladik-Niksar-Karahisar-i Şarki-Alucra-Şiran-Kelkit-Aşkale-Erzurum yoluyla Hasankale üzerinden bir kolu Kars’a diğer kolu da Tebriz’e ulaşıyordu.

Menziller üzerinde ordunun ve yolcuların ihtiyaçlarının karşılanacağı düzlükler buralarda hanlar, kervansaraylar ve zaviyeler bulunmaktaydı. Buralarda yol güvenliğini sağlamak üzere dolaşan kır serdarları bulunmaktaydı.

Haberleşme menzillerinde ise ulakların dinlenip, hayvanlarını değiştirmesi için beygirler bulunurdu.

1473’de Otlukbeli savaşı öncesi akıncılar Akkoyunlu ülkesinin 40-50 km kadar içlerine girerek yağmalamışlardır. Fatih otağını Koyulhisar’da kurduğundan ve burası sınır olduğundan 40-50 km içerisi Karahisar olmaktadır.

1537 tarihli bir fermanda her köye cami yapılması emri verilmiştir. Bölgede Şiilik sıkıntısı vardır. (Yavuz dönemi) Cuma namazını herkesin kılması amaçlanmıştır. Karahisar’daki zaviyeler mescid’e çevrilmiştir.

Zaviyeler yol üzerinde bulunur: Hamamı vardır. Yatak, yemek, gece namazı vardır. Han gibidirler.

Tekkeler: Ders verilir, İslam akaidi öğretilir.

Çiftlik: 60-150 dönüm, Tımar: 3.000-20.000 akçe (3 bine bir sipahi), Zeamet: 20.000-100.000 akçe, Has: 100.000 ve yukarı akçe (5 bine bir sipahi)

1485’de 315 tımar var. 1532’de 195’e düşmüştür. Sonradan vakıf statüsü verilmiştir. 1485’de 30 vakıf, 1520’de 152, 1547’de 327 vakıf vardır.

1569’da Karahisar 16 nahiyeden oluşmaktaydı. Bunlar;

Emlak, Kösi, Alucara ve Tuzeri, Kovana, Menteşe, Güdül, Gevezid, Gezenger, Muradî, Mindeval, Serin, Menkufe, Eliğe, Suşehri, Akşehirabâd

Ayrı bir birim olan Koyulhisar’ın da 6 nahiyesi vardı. Sisorta, Firuz, Naiplü, Yemlü, Hasan Geriş, Sahra çemeni

Mindeval’da bulunan köy sayısı Alucra’ya göre daha fazladır. Alucra nahiyesinde bulunan 12 köyden 10’u boş ikisi hariçten ekilmekte, 5 mezradan hepsimuattal’dır. Kanuni dönemine ait bir mühimme kaydında Alucra’nın boş olduğundan bahsedilmektedir. Bu durum eşkıya faktöründen ve topraktan alınan düzensizliğinden kaynaklanmıştır.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/04/03/osmanli-doneminde-sebinkarahisar-ve-alucra/

KARAKOYUNLULAR:

Karakoyunluların siyasi bakımdan ehemmiyet kazanması İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’ın ölümü üzerine içeride Moğol Noyanlarının bir mücadeleye girişmesi ile başlar.

1351 yılında Bayram Hoca Erzurum’dan Musul’a kadar uzanan sahayı hâkimiyeti altına alarak Karakoyunlu kabilesini tarih sahnesine çıkartmıştır.

1387’de Erzincan Emiri Mutahharten ile Akkoyunlular arasında mücadele başlayınca Karakoyunlu Kara Mehmet’ten yardım istedi. Birlikte Akkoyunluları mağlup ettiler. Akkoyunlular da Kadı Burhanettin Ahmet’e sığındı.

Kara Mehmet Bey 1397’de Karabağ üzerinden Anadolu’yu istilaya teşebbüs eden Timur’un kuvvetlerini bozguna uğrattı. Kara Mehmet ölünce yerine oğlu Kara Yusuf geçti. Kara Yusuf da Timur’un oğlu Miraşah’la Tebriz önünde yaptığı savaşta onu öldürdü ve şehri ele geçirdi. Bir süre sonra oğlu Ebubekir’i de öldürerek Timur İmparatorluğunun önemli bir parçasını alarak Karakoyunlu Devletini kurdu.

Akkoyunlu Bey’i Kara Yülük Osman’la savaşarak onu sulha mecbur etti. Şirvan ve Gürcistan hükümdarlarını da yendi. Akabinde Erzincan’ı zapt ederekPir Ömer Bey’e verdi. Pir Ömer Bey daha sonra elindeki yeri genişleterek Melik Ahmet Bey ve oğlu Hasan Bey’in elinden 1410 yılında Karahisar-iŞarki’yi de alarak Osmanlılarla Komşu olmuştur.

1420 yılında Kara Yusuf’un vefatı üzerine ikinci oğlu İskender Mirza tahta geçti. Ancak 1438’de kardeşi Cihanşâh’a yenildi ve öldü. Bu şekilde Cihanşâhüçüncü Karakoyunlu hükümdarı oldu. Ancak o da 1467’de Akkoyunlu Uzun Hasan tarafından öldürülmüş ve devleti parçalanmıştır.

Karakoyunluların Şii olduğu yönünde kayıtlar bulunmaktadır. 1422’de Karahisar-i Şarki Akkoyunlular tarafından zapt edilmişti.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/02/22/karakoyunlular-donemi-ve-sebinkarahisar/

AKKOYUNLULAR:

Akkoyunlular Oğuzların Bayındır boyundandır. Önce Diyarbekir bölgesine yerleşmişlerdir. Rum ve Gürcülerle yaptıkları savaşlar neticesinde kuzeye doğru genişlemişler be arada 1422’de Karakoyunlulardan Karahisar-i Şarki’yi de ele geçirmişlerdir.

Akkoyunlular da Karakoyunlular gibi Moğolların zayıflamasıyla Tur Ali Bey zamanında tarih sahnesine çıkmıştır. Erzincan Emiri Mutahharten ve Karakoyunlularla devamlı mücadele içinde olmuşlardır.

1369’da Kutluğ Bey zamanında Akkoyunlular zamanla kuvvetlendiler. 1389’da Akkoyunlu tahtını Kara Yülük Osman Bey ele geçirdi. Ancak diğer beylerle arası açılınca sadık adamlarıyla birlikte Kadı Burhan Ahmet’in yanına gelerek onun hizmetine girdi.

Bir meseleden dolayı Kadı Burhanettin Ahmet’i öldürdü. Ancak şehri ele geçiremeden Osmanlı Şehzadesi (I. Bayezid’in oğlu) Süleyman çelebiye yenilince kaçarak Timur Han’a sığındı. Bu şekilde Kadı Burhanettin Ahmet’e ait olan bütün topraklar Osmanlının eline geçti.

Kara Yülük Osman Ankara Savaşında Timur’un yanında yer aldı. Timur Anadolu’dan ayrılırken Diyarbekir havalisini ona bıraktı. 1403’de Akkoyunlu Devletini kurdu. 1435 yılında Karakoyunlularla yaptığı savaşta iki oğlu ve bazı torunlarıyla birlikte 80 yaşını geçkinken öldürüldü.

Karayülük Osman’ın yerine Akkoyunlu Devletinin başına diğer torunu Nusretüddin Ebü-Nasr Uzun Hasan Bey (1433-1478) geçti.

Kendisini güçlü hissederek Tokat taraflarına doğru ilerleyip, Timur zamanında yapılmış bir zulmün benzerini tekrar etti. 1460 yılında Koyulhisar’a kadar olan bölgeyi zapt etti. Uzun Hasan Bey, Karakoyunlu Devletini ortadan kaldırarak Fırat Havalisinden Maveraünnehir’e kadar uzanan büyük bir imparatorluk kurdu.

-Amasya’da Şehzade Bayezıd’ın kumandanı Hızır Bey Trabzon’u basarak iki bin esir almıştı. Bu esirler daha sonra yıllık iki bin duka karşılığında serbest bırakılmıştı.

-Fatih Sultan Mehmet’in büyük babası I. Mehmet’in (Çelebi Mehmet) Uzun Hasan’ın dedesi Kara Yülük Osman’a vermekte olduğu ve 60 yıldır ödenmeyen bin halı ile at örtülerini birikmişleriyle beraber Fatih’ten istemişti. Bununla beraber Trabzon İmparatoru olan kayınbiraderi DavidKommen’den alınan yıllık iki bin duka altının alınmamasını istemişti.

Fatih, kendisine gelen elçilere hadi siz şimdi rahatça gidin ben seneye gelir borcumu kendim öderim demişti.

1461’de Fatih Trabzon’u fethedeceği izlenimi vererek ordusuyla Koyulhisar’a geldi. 3 günlük muhasaradan sonra burayı fethetti. Fatih’in ordugâhı Yassı-Çemen’de kuruluyken Uzun Hasan’ın annesi geldi. Bu arada uzun Hasan’ın öncü birlikleri Osmanlı askerleri tarafından yok edildi.

Uzun Hasan annesi kanalıyla barış isteyince anlaşma sağlandı. Bunun üzerine Fatih, Trabzon’a yöneldi ve 15 Ağustos 1461’de kaleyi fethetti.

Bir zaman sonra Uzun Hasan Karakoyunlu Cihanşah’ı öldürünce Fatih’e zafername ve birkaç kesik baş yolladı. Ayrıca üzerine gelen Timur’un torununu da tuzağa düşürerek ordusunu yok etti. Bu galibiyetler onu mağrurlaştırdı ve Fatih’le yaptığı yazışmalarda Sultan unvanını kullanmamaya başladı. Hıristiyan devletlerle temas kurarak Osmanlıya karşı ittifak arayışına girdi, patlayıcı silahlar almaya teşebbüsünde bulundu.

Nitekim kendini yeteri kadar güçlü hissedince kendine sığınan Karamanoğlu Pir Ahmet ve Kasım Beyleri elli bin kişilik kuvvetle Anadolu’ya yolladı. Bunlar Tokat ve Kayseri’yi yağma ettiler. Ancak Konya civarında Şehzade Mustafa tarafından mağlup edildiler. Bunun üzerine Fatih yüz bin kişilik bir orduyla 1473 baharında İstanbul’dan hareket etti.

Fatih Sultan Mehmet Otlukbeli Savaşı için 1473’de İstanbul’dan yüzbin kişilik bir orduyla hareket etti. Uzun Hasan ise üçyüzbin’e varan ordusunu Erzincan’da topladı. Fırat Nehri kenarındaki ilk karşılaşmada Akkoyunlular Osmanlının öncü kuvvetlerini yendi. Burada 12.000 kayıp verildi. Osmanlı bunun üzerine Fırat’ın kuzeyine doğru çekilmeye başladı. 11 Ağustos 1473’de Otlukbeli mevkiinde yeniden karşılaşıldı. Burada Uzun Hasan’ın oğlu Mirza Zeynel Abidin öldürüldü. Diğer oğlu Uğurlu Mehmet yenilerek geri çekildi. Uzun Hasan ise kaçmak zorunda kaldı. Fatih Sultan Mehmet dönüşte Karahisar’a gelerek burada bir süre kaldı, zafernameler yazdı, hayır işleriyle uğraştı. Şebinkarahisar adını verdi.

Uzun Hasan bu yenilgiden sonra devletin merkezini Diyarbekir’den Tebriz’e nakletti. Anadolu’daki Türkmenleri de yanında götürdü. Uzun hasan tahtın varisi olarak oğlu Halil’i açıklayınca diğer oğlu Uğurlu Mehmet babasına karşı geldi, yenilince de Fatih Sultan Mehmet’e iltica etti.

Fatih Sultan Mehmet, Uğurlu Mehmet’i kızı Gevher Sultan ile evlendirdi. Sivas’ı da ikta olarak verdi. Uğurlu Mehmet 1477’de tekrar babası üzerine yürüyünce savaşta öldürüldü. Fatih’de kızı ve torununu yanına getirtti. Torunu Göde Ahmet 1496’da dayısı II. Bayezid’in de yardımıyla Akkoyunlu tahtını ele geçirdi. 1497’de ise öldü. Onun ölümünden sonra Akkoyunlu Devleti yıkılma sürecine girdi. Devlet ikiye bölünerek Murad ve Elvend Bey arasında paylaştırıldı. Elvend Mirza Şurun Savaşında yenilince Şeyh İsmail Azarbaycan’ı Akkoyunluların elinden aldı. Akabinde 1501’de Safevi Devleti kuruldu. Murad Bey’de kaçarak Yavuz Sultan Selim’e sığındı.

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2012/02/24/akkoyunlular-donemi-ve-sebinkarahisar/

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2013/03/17/alucra-tarihi-ve-dulkadirli-alucra-iliskisi/

https://muratdursuntosun.wordpress.com/2013/02/16/dulkadirogullari-ile-alucra-arasinda-bir-iliski-olabilir-mi/

Saygılarımla,

Murat D. Tosun "