G.G : " SORUMLULUK ÇOK YÖNLÜDÜR "

GÜVEN GÜRBÜZ'ÜN KALEMİNDEN ;

" SORUMLULUK ÇOK YÖNLÜDÜR "

"  İLGİ, PAYLAŞIM,DENETİM,SORUMLULUK..

İLGİLİ OLMAZSAK BİLGİLİ OLAMAYIZ...

PAYLAŞMAZSAK DUYURAMAYIZ..

DENETLEMESSEK BİLEMEYİZ, GÖREMEYİZ, DÜZELTEMEYİZ..

SORUMLULUK ÇOK YÖNLÜDÜR, İÇİNE GİRDİKÇE ÇOĞALIR..

" Madencilik sektörü dünyada olduğu kadar ülkemizde de önlemlerin en fazla alınması gereken, risk faktörlerinin çok, iş kazalarının yanısıra, çevre facialarının da gündemde olduğu sanayi kollarından birisidir.

Gelişen teknolojiyle birlikte, maliyet unsurları, yatırım zamanlaması, kaynak aktarımları, denetim süreçleri, kurumların işlevliği, toplum kesimlerinin duyarlılığı, STK ların tutumları, vs,vs.vs.. bir çok konu bir bütün olarak masaya yatırılarak görüşülmesi sektöre destek sağlıyacaktır. Salt tek yönlü çıkışlar yerine, sektörel bazda uygulamalar sistemli, kontrollü, denetime tabi olmalıdır.

Yeraltı kaynaklarının işletilmesi salt rant kaynaklı yaklaşımlarla değil, gelişimine ışık tutacak teknoloji ile entegre, üstün denetim ve kontrol mekanizmalarını da devreye sokmak gerekir. Burada en büyük tetikleyici mekanizma toplumsal davranışlarla da alakalı. İlgi ve alakanın da, gerek yerel bazda, gerekse yönetimsel icraatlar da, bir o kadar önem arz ediyor.

Şirketlerin yeterli kaynak ve yatırım olanaklarını işletmecilikte sahaya entegre ederken, operasyonun zarar görmemesi için denetim mekanizmalarını da kurması beklenir. Facia geliyorum derken sessiz kalmak, davetiye çıkarmak demektir. Tedbir her zaman her yerde dikkat den önce gelir. Dikkat tedbirin alınmasını gerektirse de, maliyet bazlı yatırıma kaynak ayrılmaması da akla adam sendeciliği çağrıştırır. Kısacası İşletmelerin denetimi, ilgili kurumlarca,yerinde ve zamanında yapılması gerekir. Müfettiş incelemeleri ile sabit kılınması, denetimin de bir üst kolu olarak görev yapacaktır. Denetim istatistiklerinin de her yıl ibraz edilir , kamuoyuna açık bildirilir olması da sağlanmalıdır.

Operasyonel sahada, denetimlerin  özel bağımsız denetim firmalarınca ve de kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılırken, sorumlulukta ortak paylaşılır olmalıdır. Maddi zarar ve ziyanlarda sorumluluklar da ortak yükümlülükleri kapsamalı. Bu yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği denetimlerle sabit hale getirilir. Denetiminde sorumluluğu, kanunlar nezdinde bağlayıcı olması sağlanmalıdır. Karar mercilerinin doğru bilgilendirilmesi ve işin ciddiyeti gereği önem arz eder.

Toplumun ve toplumsal kuruluşların, yani STK ların burada ki sorumluluk payları olduğu unutulmamalıdır. Toplum yararı gözeten her eylemde STK lar nasıl ki başı çekiyorsa, toplumu etkisi altına alan çevresel olaylara karşı da tutum ve davranışını yerinde ve zamanında göstermelidir. Facia geliyorum denilen olguları bilmesine rağmen, duyurmayan, sessiz kalan, ilgili kurumlar nezdinde takipçisi olmayan, paylaşmayan, sadece olaylar karşısında feveran etmek kafi gelmemelidir.

Felaket geliyorum muhakkak demektedir. Denetim mekanizması bu sesi bir şekilde muhakkak duyacaktır.Felaketin gelmesine yol açan temel etkenlerin iyi bilinmesi, bilimsel çalışmalar ve denetimlerle önlemlerin yerinde zamanında alınması sağlanabilir.

Çevre felaketleri sonrası konuşulan, duymadım, bilmiyordum, görmedim, öylemiymiş, ben söylemiştim, yapmadılar mı, ben ne yapayım, amaaan sende vs..Ve ya spekülatif açıklamalarla, sözlerle, sosyal medya ile vs.vs. geçiştirmek yerine;

Dur!..Düşün!.Yap!..

Çevre ile ilgili olumsuzluk yaratan durumların mahal bulması sonrasında, kök analizleri bilirkişiler tarafından hassasiyetle yapılarak, sektörlerle, çalışanlarla, kurum ve kuruluşlarla, paylaşılarak, tekrarının bir daha yaşanmaması için bilgilendirmelerin paylaşılması gerekir.

Sektörel cezaların caydırıcılık unsuru olduğu düşünülse de, etkin olduğu söylenemez. Sektörün işlevliğine katkı sağlayacak unsurların, tamamlayıcı yönleri çevrecilik alanında da birinci öncelik olarak yer almalıdır. Ülkemizin her yeri, aynı denetim ve ilgi alanına tabi olmalıdır.

Şebinkarahisar'da meydana gelen çevre olayı ile memleket gündemine otursa da, en büyük eksikliğin kimlerde ve nerelerde olduğu asla kulak ardı edilmemelidir. Çevreye duyduğumuz saygı kadar, çevreyi geliştiren, kalkındıran, koruyan, sahip çıkan duyarlı toplum bireyleri olmakta gerekiyor. STK larla kurulan birliktelikler de bu nedenle bir bağlaç unsurudur. Bu unsurun içinde görev alanlarında bu idrak içinde olduklarına inanmak isteriz.

Örgütlü toplumlarda hak hukuk arayışı bir bütünlük içerisinde hakettiği yeri bulur. Salt sözlerle varılmak istenen hedef, hedefinden zamanla uzaklaşır. Hedefe ulaşmadan nihai sonuç olmaz. Ulaşana kadar mücadele etmek gerekir. Fiiliyatta hakim olan güç sahiplenme yetisidir. Sahiplenmek memleket için olduğunda tüm unsurlar tek vücut demektir.

Geçmiş olsun Şebinkarahisar.

Sevgi ve Saygılarımla,

Güven Gürbüz

21 Kasım 2021

Şebinkarahisar / Ankara "