SKT : " SARIÇİÇEK YAYLASI'NDAN KELKİT ÇAYINA "

'NOSTALJİ'DEN KALAN YAZILAR

Seher Keçe TÜRKER'in kaleminden;

" SARIÇİÇEK YAYLASI'NDAN KELKİT ÇAYINA "

Şebinkarahisar Meryem dağı (rakım;2000 m.) ile Kale Tepe (1568 m. rakım) arasındaki boyun noktasında ve kale tepe eteklerinde yer almaktadır. Dağlar arasında, Karagöl dağları, Avşar tepe, Herek dağı, Tutak dağı, Erimez tepe, Hevlek maşatlık tepe ve Acıkiraz, Asarcık, Çatak, Luvat, Ruşanoğlu, Sarıçiçek Yaylası yer almıştır. Önemli su kenarları (Kelkit, Avutmuş çayı, Musluca, Alişar, Asarcık, Soğulcuk dereleri, Kılıçkaya baraj gölüne dökülen Darabul ve Çatırma dereleri) şehre hayat vererek çevresini süslemektedir.

Karadeniz kıyısına paralel olarak uzanan Giresun Dağları Şebinkarahisar'ı kıyı şeridinden ayırmaktadır. Bu durumda balıkçılık yapamayacağımıza göre hayvancılığa önem vererek; küçükbaş hayvancılığının gelişmesi ve kırsal alan turizmine katkı sağlamak mümkündür. Bu amaçla geliştirdiğim projemi kısaca anlatarak Şebinkarahisar yetkililere duyurmak istiyorum.

"Sarıçiçek Yaylası'ndan Kelkit Çayına" adını verdiğim konu hayalini kurduğum kırsal turizme katkı sağlayacak bir projedir. Projenin gerçeğe dönüşmesi için ne gibi çalışmaların yapılabilir? Sorusunun yanıtı Şebinkarahisar hayvancılığına ve turizmine katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Bu iş önce çoban ve mesleğinin inceliklerini kapsamaktadır. Çobanların küçükbaş hayvan yetiştirilmesinde önemli yeri vardır. Küçükbaş hayvancılığın yapıldığı yörelerde çobanlar, en önemli ihtiyaçtır. Çobanlık mesleği yöresel farklılıklar göstermekle beraber özünde aynı işlemektedir. Çobanlık mesleğinin işleyişi hakkında bilgilenmek için çobanın nelere ihtiyacı olduğuna kısaca bakalım:

Çobanın Eşyaları; aba (kepenek), kaval, bağırcak ipi, dağarcık (dağarcuk), değnek, kazgıç, helki, keçe, çoban kırklığı, yün tarağı, silah, çobanın giyim ve kuşamı, çoban evi'dir.

Çobanın, işini iyi yapabilmesi için yardımcılara ihtiyaç duyar. İhtiyaçları şöyle sıralayabiliriz; azık, çoban eşeği, çoban köpeği, davaro (çoban yardımcısı), mengül, yal...

Dağlarda çobanlar arasında özel bir bağ, kafadardık vardır.( Çoban Arkadaşlığı)

Çoban Misafirini Nasıl Ağırlar? Yaylalar, meralar ve otlaklar çobanların mekânıdır. Bu mekânlarda onları ziyarete gelenlere, tanrı misafirlerine; hırç, galguç, kazgıç adı verilen ucu kancalı değneklerle topraktan çıkardıkları çiğdem, nevruz, piçekli türü yenilesi bitkiler, dönemine göre mantarlar, ışgınlar, dağ nanesi, kekik, yarpuz gibi çeşitli tatlı otlar, alıç, kuşburnu, sürsülük, dağ armudu, dağ elması, dağ inciri, böğürtlen gibi yabani meyveleri sunar. "çoban armağanı çam sakızı" hediyeler arasında çam sakızı da hayvan sahiplerine getirilen ve ziyaretçilerine sunulan ikramlarıdır. Ayrıca hayvansal ürünlerde yapılan ve yöresel özellikli yiyecekler de vardır.

Turizme Katkı Sağlayabileceği Düşünülen Çoban Çalışmaları kabaca; yörenin küçükbaş hayvancılığı yapılan bölgelerinde çoban evleri yapılarak çoban ağırlaması adı altında turizme açılabilir. Bu çalışmanın yapılması için doğanın görselliği; hatta ormana, denize, göle, akarsuya olan yakınlığı göz önünde bulundurularak uygun yerler seçilebilir. Yani hayvancılığın az olduğu yerlerde bile yapılabilir; böylece hayvancılığın teşvik edilmiş olacağı da düşünülmektedir. Bir çoban, misafirlerini dağlarda çoban durduğu düzlüklerde, süt sağım yerlerinde, ağılların yanında kurulan çoban evlerinde mesleğini icra ederken, konuklarını ağırlarken yaptıkları; yani günlük yaşamından kesitleri gösterile bilinir. Bu işlerin nerelerde yapılacağını kabaca şöyle sıralayabiliriz; çoban evi ve çalman, çoban yarenliği, davar takımları, dölcü, eğleklerde (eğrek) dinlenme, koç katma, koyun yıkama yerleri ve mevsimi, koyun kırkma, yapağı, çoban kırklığı, sağım, sevin, tuzlaklara gidilmesi olabilir.

Çoban, sürüyü iyi otlatmalı ki sürüden iyi verim alınsın; çobanlık, küçükbaş hayvancılığın kilit noktasıdır ve verimde en etkili unsurdur. Yaz çobanı ve güz çobanı olmak üzere iki ayrı dönem için ayrı ayrı çoban tutulur. İki çobanlık da altı ay sürer. Kimi zaman aynı şahıs iki dönemi de götürür. Baş çoban ve ayak çobanı denilen iki kişi ile sürdürülen çobanlık mesleğinin, tarihten gelen tecrübeyle türlü incelikleri vardır. Birlikteliği ve dayanışmayı gerektiren faktörlerden biri de geleneklerimizdir. Geleneklerden uzak kalmak benliğimizden kaybetmek demektir. Yani geleneklerle yaşamak, bir yüzümüzün onlara dönük olması insanın kendisini bilmesi demektir, millet olgusu içinde bu değerler önemlidir. Bu fikrin; hayvancılığın ve hayvansal ürünlerin gelişmesine katkı sağlarken turizmin yeni bir yüzü olacağına inancım tamdır.

Şebinkarahisar'da özellikle Kelkit Çayı kıyılarına, Sarıçiçek Yaylası'na çoban tesislerinin Şebinkarahisar koyunları keçileri çok yakışır. Turizme katkı sağlamak amacıyla her mevsimde yapılabilecek çoban çalışması ve bu çalışmalara katılmak, izlemek isteyen meraklıları vardır. Bu alanlarda, mekânlarda yörede kadınların ördükleri birbirinden alımlı motiflerle süslü yün ve pamuktan mamul çoraplar, özerlik, heybe, kilimler, cicimler, tereyağı ve çökelik, fırınkurusu, göme, dut pekmezi, ceviz, kurutulmuş sebze ve meyvelerle diğer yöresel yemeklerin ve el sanatlarının tesislerde sunumu yapılabileceği gibi satış noktaları da kurulabilir.

Eğitimli çobanların yaptıkları işler, çoban düzlerinde kurulan ağıllar ve çoban evleriyle göz önüne çıkarılmalıdır. Örneğin "Çoban Ağırlaması" adı altında; kurulacak olan keçe çoban çadırlarında, ağıllarda ya da tesislerinde sözü edilen çalışmalar yapılarak yöreye fayda sağlanması mümkündür. Kim istemez kaval dinleyerek otlayan, dinlenen sürüyü görmek, doğal yiyecekleri yemenin keyfini çoban düzlüğünde, bir su kenarında, davar takımlarını (orkestrası) dinleyerek çıkarmak; sonra da yediği peynir, çökelik, bulgur, buğday, dağda yetişen yemişlerden vb. alıp evine götürmek... Kim istemez eşekle dağ bayır dolaşmayı, çobanla yumurta tokuşturmayı, çobanla yarenlik ederken bilmeceler, efsaneler dinlemeği, söylemeyi... Yıldızların altında "Dere Kenarında Taş Ben Olaydım" türküsünü söylemek belki de bir kaval ya da kemençe eşliğinde...

Yapılan hizmetlere renk katmak, heyecan oluşturmak için yöreye gelen turistler, konaklama yerlerine götürülürken; "kurtların kuzu çalması" olayı gerçekmiş gibi doğal ortamda oynanabilir. Yöresel giysiler içinde sağıma giden kadınlar önlerine çıkabilir. Daha ileride sağım yapılan alan görülebilir. Sürüde her hanenin koyunu üzerindeki renkli işaretlerden anlaşılır. Bu renk ve işaretlere önem verilerek dikkat çekilmesi sağlanabilir. Ayrıca çoban efsanelerini, basit olarak hazırlanmış sunumları seslendirilip perdeye yansıtarak izlenmesi sağlanabilir; hatta uygun efsaneler canlandırılabilinir. Derlediğim, resimlediğim birkaç çoban efsanem bulunduğunu söylemeliyim. Çobanla ilgili olarak her yörenin ayrı geleneği göreneği vardır ve hepsi birbirinden ilginçtir. Bazı yörelerimizde olduğu gibi çeşitli adlar altında festivaller, bayramlar düzenlenebilir. Örneğin Ermenek'te "saya" geleneği sürdürülmektedir. Çoban Sözlüğü oluşturulabilir. Bu konuda bir hazırlığım vardır. Sürüsünü selden kurtarmak, hayvanları yerlerine ulaştırıp emanetleri sahiplerine vermek için tarihi taş köprülerin çobanlar tarafından yaptırıldıkları efsanelerde çok sık rastlanır. Bu köprüler aynı zamanda farklı bir sır da içerirler. Zamanla yıkılmaları halinde onları onaracak kadar altın para köprünün bir yerine, çok kere de ayaklarından birine saklıdır. Ancak bu gömü "sırlı" olduğu için kötü niyetlilerin ona ulaşamayacakları inancı vardır. Bu anlamda dikkat çekmek için Kelkit Çayı üstüne "Çoban Köprüsü" yapılabilir.

Çobanlık mesleğini ve kavalını yeniden canlandırmak için kavalın çalınması yeniden başlatılmalıdır. Küçükbaş hayvancılıktaki sıkıntılardan biri de çobanların azlığı ve eğitimsizliğidir. İyi yetişmiş bir çoban; koyun kırkmayı, koyun yıkamayı ve yerlerini, tuzlaları (subaşı ve gölgeli yerleri), örüme gelmeyi, köpek yalı yapmayı, yaylada güdümü, keçilere karda yol açmayı, hırsızlıya karşı önlem almayı, gezdikleri dağları karış karış bilirler. Kurt yollarını, kurdun nereden geleceğini, döl dökme, koç, teke katmayı, bulutların ne anlama geldiğini; köpeklerin hareketliliği neyi ifade eder; doğum anı ve doğum sonrası kuzuya ve oğlağa neler yapılacağını öğrenmişlerdir. Sürünün mutluluğunu, iyi doyduğu otlakları anlamışlardır. Sürüyle iletişimi bilmeden onları bir adım götüremeyeceği inceliğini de bilirler. İyi bir çoban, kaval çalmayı da bilir. Bu nedenlerle kaval çalmaya özendirmek için çobanlar arasında kaval çalma yarışmalarının düzenlenmesi faydalı olur düşüncesindeyim. Çalışmayı öz olarak anlatmaya çalıştım. Her başlığın açılımı var. Ayrıca her başlığın altına eklenecek benim gözümden kaçmış özellikler de olabilir. Bunlar ilave edilerek çalışma zenginleştirilebilir. Çalışmanın tamamını ilgililere sunabilirim. Umarım gözardı edilmez.

Bugün ve her zaman güneşin altın tozları sizleri bulutsuz gökyüzü ile kucaklasın.

30 Ocak 2012

Seher Keçe Türker

www.sebinmedya.com

Yazarı"