BB : " SİGARA VE KALP SAĞLIĞI "

"NOSTALJİ'DEN KALAN YAZILAR;

Prf.Dr.Bengi Başer'in Kaleminden;

" SİGARA VE KALP SAĞLIĞI "

" Sigaranın belki de en iyi bilinen etkilerinden biri de kalp sağlığı üzerine yaptığı olumsuz etkilerdir.

Epidemiyolojik çalışmalar sonucunda, sigara ile kalp-damar hastalıkları arasındaki ilişki ilk olarak ortaya konduğu dönemde, altta yatan biyolojik mekanizmalar hakkında pek fazla bir şey söylenemiyordu. Oysa artık hem moleküler düzeyde yapılan çalışmalar, hem hayvan deneyleri, hem de klinik çalışmalar sonucunda bu konuda doyurucu bilgilere sahip olunduğu söylenebilir.

Koroner damar hastalıkları, felç ve çevresel damar hastalıklarını içeren kalp-damar hastalıklarının altında yatan ana sürecin damar sertliği olduğu anlaşılmıştır. Bu sürece yol açan ana etkenlerden biri ise damarların iç yüzeyini oluşturan hücre tabakası olan endotel hücrelerinin yapısında bozukluk görülmesidir. Bu endotel hücrelerindeki bozukluk ve yıkım, dolaşımda bulunan monosit ve T hücresi gibi savunma hücrelerinin endotel hücrelerine daha fazla yapışmasına ve sonrasında damar çeperinin daha iç kısımlarına ilerlemesine yol açar. Bu hücreler, kötü kolesterol olarak bilinen LDL-kolesterol ile birleşerek “köpük hücre” denen hücreleri oluşturur ve damarların iç tabakalarında birikir. Bu yapıya “plak” denir. İşte bu olay “aterogenez” denen, damar sertliği oluşum sürecinin başlangıcıdır. Ve işte sigara bütün bu sürecin başlangıç noktası olan endotel hücrelerinin yıkımını başlatan ana etkenlerden biridir.

Cerrahi olarak çıkarılmış olan plakların patolojik incelemeleri sonucunda, sigara içenlerde bu plakların zamanla çok daha fazla komplike hale geldiği görülmüştür. Yani sigara içenlerde, bu plak oluşumuna bağlı damar tıkanıklığı olaylarının daha sık görüldüğü fark edilmiştir.

Bunun yanı sıra, sigara kan pulcukları( trombositler)nın damar duvarına yapışması ve birikimi üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Bu durum, sigaranın pıhtılaşma ve pıhtıların erime sistemi arasındaki düzenli dengeyi bozmakta ve kritik bir süreci başlatmaktadır. Ve eldeki veriler, sigaranın, damar sertliğinin ortaya çıkış sürecindeki bu pıhtı oluşumu öncesindeki etkilerinin çok önemli olduğunu ve büyük olasılıkla sigara ile ani kardiyak ölümler arasındaki en önemli etken olduğunu düşündürmektedir. Çünkü sigara bir taraftan bu tromboz öncesi sürece etki etmekte hem de pıhtılaşma-pıhtı tıkımı sistemini bozmakta ve sonuçta damar duvarında plak oluşumuna neden olmaktadır.

Sigaranın damar hastalıklarına yol açan mekanizmaları bunlarla bitmemektedir. Sigara tütünündeki katkı maddeleri, vücutta inflamasyon (iltihaplanma) denen bir süreci başlatır. Bu süreçte, vücudun savunma sistemini oluşturan lökositler ve lenfositler, o bölgede birikir. Hücrelerden CRP, interlökin gibi çok çeşitli sinyaller, salgılar ve ajanlar salgılanır. Ve o bölgede hemen yerel bir savaş başlar. Bu süreç, kalp damarlarının duvarında gerçekleştiği durumda, damardaki pıhtı oluşumunun ve tıkanıklığın artmasına neden olur.

Sigara diğer bir yandan, henüz altta yatan mekanizması tam olarak anlaşılamamış olsa bile, yağ metabolizmasını da ciddi şekilde etkilemekte ve kötü kolesterol denen LDL-kolesterolün metabolizmasını bozmaktadır. Buna bağlı olarak, yüksek kolesterol kan dolaşımındayken, yapısı bozulmuş olan damar duvarına yapışmakta ve plak oluşumuna hız vermektedir.

Ayrıca, sigara katekolamin denen epinefrin ve norepinefrin gibi maddelerin salınımını artırmaktadır. Bu maddeler kalbin daha fazla çarpmasına neden olmakta ve dolayısıyla kalbin oksijen ihtiyacını artırmaktadır. Ama, sigara dumanı oksijenden ziyade karbonmonoksit gibi zararlı bileşikler de salmaktadır. Dolayısıyla hem oksijen ihtiyacını artırmakta, yetmezmiş gibi alınan oksijen miktarını da azaltmaktadır. Kalp bu oksijen ihtiyacını karşılayabilecek kadar güçlü, zinde değilse, bu durumda ortaya ritim bozukluğu ve hatta kalp krizi gibi ölümcül olabilecek durumlar ortaya çıkmaktadır.

Sigaranın bütün bu yıkıcı etkileri, yani dolaşımda plaklar oluşturması ve oksijen ihtiyacını artırması, bir araya getirilince, net olarak şu durum ortaya çıkmaktadır: kalbin oksijen ihtiyacı artmakta ama dokular damar duvarları harap olduğu için yeterli oksijen miktarını alamayacak durumda bulunmaktadır. Bu durumda, miyokard denen kalp kaslarının düzgün çalışmaması ve kalp krizi, göğüsağrısı veya ani ölüm demektir.

Sonuç olarak, sigara ile damarsertliği oluşumu ve koroner kalp hastalığı arasındaki ilişkiyi, altta yatan mekanizmaların büyük çoğunluğu da dâhil olmak üzere, gün ışığına çıkaran çok sayıda veri bulunmaktadır. Bize düşen ise bu verilere kulak vermemizdir.

Sigara içimi kronik bir rahatsızlıktır ve etkili tedavileri vardır. Bugün için sigara en önemli önlenebilir ölüm nedenidir.

Ülkemizde
• 17 milyon kişi sigara içiyor
• Her yıl yaklaşık 100.000 kişi sigara nedeniyle hayatını kaybediyor.
• 2030 yılında 240.000 kişinin sigara nedeniyle hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor.

50 yıl kadar önce sigaranın akciğer kanserine yol açtığının gösterilmesinden bu yana sigaranın ve sigara dumanına maruz kalmanın neden olduğu hastalıklar listesine birçok hastalık eklenmiş, buna rağmen sigara üretimi ve tüketimi bu süre boyunca artarak devam etmiştir.

Sigara bağımlılık yapıcıdır ve nikotin bu bağımlılığa neden olan maddedir.

Sigara içenlerin %70’ten fazlası bırakmak istediklerini söylemektedir ve bu kişilerin sigarayı bırakması yaşam kaliteleri ve sürelerini artırmak için atabilecekleri en önemli adımdır.

Sigara bağımlılığı kadar ölümcül, sık rastlanan, ve etkili tedavi seçeneklerine rağmen ihmal edilmiş başka bir konu bulmak çok zordur. Hekimler bu soruna müdahale etme noktasında kritik öneme sahiptirler ve sigara bırakmak isteyenlere yardım konusunda güçlü bir etkiye sahiptirler.

Günümüzde, 10 sigara içicisinden 7’si, her yıl bir nedenle doktora gitmektedir. Bu kişiler için sigara bağımlılığından kurtulma umudu vardır
Sigarayı bırakmak neden zor

Sigara içenlerin %80’i henüz 20 yaşına vardıklarında, başladıklarına pişman olduklarını belirtmektedirler. Ancak nikotine bağımlılıkları nedeniyle sigara içmeye devam ederler”

Sigara içenlerin
• %70’ten fazlası bırakmak ister
• %40’ı her yıl bırakma girişiminde bulunur.
• Ancak %3-5’i yardımsız bırakmayı başarabilmektedir.
• Çok azı standart yapılandırılmış sigara bırakma yardımı almaktadır.


Yardımsız bırakma girişimleri günler içinde relapsla sonuçlanmakta ve bir sonraki bırakma girişimi için 2-3 yıl ertelenmesine neden olmaktadır.

Yardımsız girişimlerin başarı oranı neden bu kadar düşük?

Sigarayı kendiliğinden bırakmaya çalışanlar, tütün bağımlılığının psikolojik, davranışsal ve fiziksel etkileri ile başa çıkmak zorundadırlar;
• Psikolojik etkiler; çoğu sigara içicisi duygudurum düzenleyicisi olarak nikotin bağımlısıdırlar.
• Davranışsal etkiler; tekrarlayan davranışlarla eşleştirilen sigara içimi için başkalarını sigara içerken görme, çay-kahve veya alkol içme, araba sürme veya mola verme çok güçlü tetikleyicilerdir.
• Fiziksel etkiler; Nikotinin kısa yarı ömrü nedeniyle (<2 saat) son sigaradan birkaç saat sonra azalan dopamin salınımına bağlı olarak kuvvetli sigara içme arzusu ortaya çıkar.

 

Nikotin bağımlılığının patofizyolojisi

“Tütün dumanında nikotin olmasaydı, insanlar sigara içmeye sakızla balon yapmaktan fazla tenezzül etmezlerdi. MAH Russell, Tütün araştırmacısı, 1974”

Sigaradan bir nefes alındığında, akciğerlere ulaşan nikotin büyük bir hızla emilir ve 20 saniyeden kısa süre içerisinde beyne taşınır. Nikotin beyinde, Ventral Tegmental Alanda (VTA) bulunan nöronlardaki nikotinik asetil kolin reseptörlerine bağlanır ve nöronların diğer ucundaki nükleus akkumbensden (NAcc) dopamin salınımına ve bu sigara içimine bağlı ödül duygularına neden olur. Bu etki kötüye kullanılan diğer maddelerle (amfetaminler ve kokain gibi) aynıdır ve bağımlılık mekanizmalarında kritik bir rolü olduğu düşünülmektedir.

İnsan beynindeki nikotinik asetil kolin reseptörlerinden baskın olan ?4ß2 reseptörüdür.6 Nkotine duyarlılıktan ve davranışsal yanıtlardan sorumlu olan ?4ß2 reseptörü nikotin bağımlılığını oluşumundan sorumludur.

NAcc’den dopamin salınımının insan davranışı üzerinde derin bir etkisi vardır, kişiye dopamin salınımına yol açan nedeni fark etmesi ve tekrar etmesini söyleyen bir sinyal gönderir.

Bu sinyal sigara içenler için bu yeni bir sigara içmektir.

Nikotin, dopamin salınımına yol açarak, sigara içmenin tekrarlanmasına neden olan ödül duygusunu oluşturur.

 


Nikotin bağımlılığı-yoksunluk

Nikotin psikomotor bir uyarandır, yeni kullanıcılarda basit reaksiyon zamanları arttırır ve dikkat isteyen işlerde performansı arttırır. Fakat bu etkilerin çoğuna kısa sürede tolerans gelişir ve kronik sigara içicileri performans, bilişsel işlevler veya duygudurumda iyileşme elde edemezler.

Tipik olarak sigara içen kişiler, stres altındayken sigaranın kendilerini sakinleştirdiğini, konsantre olmalarına yardımcı olduğu ve daha etkili çalışmalarını sağladığını söylerler.

Sigaranın sakinleştirici olarak algılanmasıyla ilgili akla yatan açıklama, sigaranın, yarı ömrü kısa ve kısa sürede tolerans gelişen nikotinin yoksunluk belirtilerini gidermesidir.

Nikotin yoksunluğunun belirtileri

Yoksunluk belirtileri dopamin salınımının azalmasına bağlıdır.
Yoksunluk belirtileri kısa sürede gelişir ve özellikle sigara bırakma sonrası ilk 7 gün içinde pik yapar ve relaps çoğunlukla bu dönemde görülür.

Başlıca yoksunluk belirtileri şunlardır;

Belirti Süre Sıklık
İrritabilite/Sinirlilik <4 hafta % 50
Depresyon <4 hafta % 60
Huzursuzluk <4 hafta % 60
Konsantrasyonda güçlük <2 hafta % 60
İştah artışı >10 hafta % 70
Baş dönmesi-sersemlik <48 saat % 10
Gece uyanmaları <1 hafta % 25
Kabızlık >4 hafta % 17
Ağız yaraları >4 hafta % 40
Sigara içme arzusu >2 hafta % 70

Belirtilerin çoğu 3–4 hafta içinde çözülür fakat iştah artışı birkaç ay sürebilir. Sigara içme arzusu, bazen yoğun bir şeklide aylarca sürebilir ve özellikle belli durumlarda tetiklenebilir.

Sigarayı bırakmanın faydaları

Sigara bırakıldığında sigaranın neden olduğu hastalık risklerinin çoğu azalır. Şu anda sigara içenlerin bırakmaları desteklenirse önümüzdeki 50 yıl içinde gerçekleşecek milyonlarca ölüm engellenebilir.

Kaç yaşında olursa olsun sigarayı bırakmak faydalıdır.

35 yaşından önce sigarayı bırakan kişilerin yaşam beklentisi normal olabilirken, 70lerinde dahi sigarayı bırakanların yaşam beklentisinde belirgin düzelme sağlanabilir.

Bengi YAYMACI,

Tarih: 01-03-2009

www.sebinmedya.com yazarı "