SKT : " SEYİRLİK TEPELERİ "

NOSTALJİ'DEN KALAN YAZILAR

Seher Keçe Türker'in Kaleminden;

" SEYİRLİK TEPELERİ "

"Seyirlik” denince aklıma önce geleneksel seyirlik oyunlar geliyor. Karagöz, kukla, meddah. Özelikle ramazan ayında seyirlikler, gecelere renk katıyorlar. Ayrıca zamanımızda seyirlik diyebileceğimiz çalışmalar da var. Seyirlik sinema, seyirlik tiyatro, seyirlik fotoğraf, seyirlik resim v.b örnekleri artırmak mümkündür.

Bu çalışmalar doğru ve güzel işler olabilir. Ancak seyirlik olayına başka açıdan bakmaya çalışacağım.

“Seyirlik” denince aklıma önce doğa, doğadaki her şey geliyor. Yani seyrine doyulmayan doğa ve seyretmekle bitirilemeyecek doğa. Bir zamanlar “seyirlik tepeleri” vardı. Şimdi de var ama gidip de seyretmiyoruz. İşte şehirlerin bu sihirli tepelerinden söz etmek istiyorum. Bütün mevsimler güzeldir. Hele ilk ve son bahar daha da güzeldir. En çok sonbahar aylarını severim. Sonbahar yürümeye başlayınca canım eve girmek istemez. Sanki evin duvarları üstüme geliyormuş gibi hisseder gece gündüz seyirde olayım bana yeter diye düşünürüm. Çoğu yerlerimizin seyirlik tepesi vardır. Bazı yerlerin seyirlik yeri birden fazladır. Örneğin Safranbolu’nun neredeyse on tane seyirlik tepesi var. Gümüş tepesi, Hıdırlık tepesi, Hasan dede Kayası ünlü seyirlikleridir. Ayvalığın en ünlü seyirlik tepesi “ Şeytan Sofrası” dır. Karamürsel İznik, Yenişehir arasında birçok seyirlik tepesi var. İzmit’in de birçok tepesi var. Bağçeşme’ deki “şehitlik”en ünlü seyirlik tepesidir. Her beldemizde seyirlik yerler alabildiğine çok. Türkiye’nin ve dünyanın her yeri seyretmekle bitmeyecek güzelliklerle donanmış. İnsan isterse; nerede olursa olsun kendine seyirlik bir yer bulabilir. Buluyor da zaten.

Yolculuklarımız sırasında gözümüze kestirdiğiniz yerlerde bir seyirlik durmaz mıyız ve oradan ayrılması güç gelmez mi? Aynı yere her gün baksanız, her seferinde başka güzellikler seyredersiniz. Mevsimden mevsime değil, her gün renk değişimine yetişmek mümkün değildir. Ağaçlar, çiçekler, tepeler, dağlar ne renktirler bilemezsiniz. Güneş her sabah ve akşam farklı bir yerden görünür. O ilk ışığını göstermeğe başladığı andan, ateş topu olmasına kadar geçirdiği değişiklikleri ve gözden kaybolurken saçlarını etrafa savurup, yaydığı kızıl renkleri, arkasında bıraktığı hüznü seyretmeyenimiz yoktur sanırım. Seyretmekle bitmiyor ki; her gün başka renk, başka ışık, başka ses. Yazın sıcağında yeşil, sonbaharda güneşin bütün renklerine sahip olan yaprakların değişimini seyretmeğe, değişimi yakalamaya doyum olmuyor. Denizin üstünde uçan kuşlar, balık mevsimini nasıl haberdar ediyorlar. Doğanın sesinden güzel müzik yok; rüzgâr sesi, fırtına sesi, dalganın sesi, kuşların şakıması, ağaçların hışırtısı, kedinin kıvrılması, köpeğin dost halleri, yağmurun ayak sesleri, söylediği melodi ve kar yağışının sessizliği ya da kendine has sesi, daha neler neler...

Evimizin çatı katındaki küçük balkon, seyirlik yerimdir. Oradan sanki dünyayı izliyorum ve her güne önce seyirle başlamak, eskilerin dediği gibi temaşa ederek başlamak güzel bir duygu veriyor. Ya da şimdi söylendiği gibi Bakacak Tepesi’nden tüyler ürperten güzelliğe dalıp gidiyorum. Seyirlik (Bakacak) Tepelerimiz var, onları yeniden dillendirmek, adlarını öne çıkarmak yerinde olur bence. Seyreylemek, dinlenmek için, doğanın müziğini, kendi iç dünyanı dinlemek ve daha birçok nedenle çıkılır bu tepelere. Televizyon denilen aptal kutularına bakmaktan sağlıklı olur. Ne tuhaftır Ramazan ayında bile magazin programları hızını kesmedi. Kendimiz değerlerimize kıymet vermeği beceremiyoruz. Hiç olmazsa bu saçmalıkları seyredeceğimize, uygun zamanlarda seyirlik tepelerine çıkıp muhteşem doğayı seyretmek insanca olmaz mı?

Hiç sahurdan sonra uyumayıp güneşin doğuşunu izlediniz mi?

Bir güneşimiz var ama sanki her beldeden ayrı doğuyor, ayrı gözden kaybolurken çıkardığı yangınlarla insanı büyülüyor.

Bu gün ve her zaman güneşin altın tozları sizleri bulutsuz gökyüzü ile kucaklasın.

Seher Keçe TÜRKER,

Tarih: 30-08-2009

www.sebinmedya.com "