ZA : " HATIRA DEFTERİMDEN "

" NOSTALJİ'DEN KALAN YAZILAR "

Av.Zihni Aslan'ın kaleminden

" HATIRA DEFTERİMDEN "

" ŞEBİNKARAHİSAR LİSESİNDEN BİRLİKTE OKUYUP MEZUN OLDUĞUM ARKADAŞLARIMIN AZİZ HATIRALARINA (1965-1971) "

 Saçlarım ağardı , geri dönüp baktım. Otuz yıl geçmiş. Geçmişin muhasebesini yapayım mı dersiniz?
Doğduğum kasabanın bir kestane sokağı vardı. Aynı sokakta evleri olan Feryal benim mahalle arkadaşımdı. O benim ilk aşkımdı , okula birlikte başladık. Zaman zaman elinden tutardım, bir iki yaş büyüktüm de ondan. Pencereden bakan ninem; maşallah pek yakışıyorlar birbirlerine, Allah yazdı ise bozmasın derdi. Feryal paylaşmayı severdi, annesinin çantasına koyduğu bisküvilerden bana da verirdi. Kalın kaşlı esmer tenli Feryal, nerdesin şimdi ha nerde?
Ortaokula yalnız başladım , başka şehire taşınmıştık. Ah bir Esengül vardı. Örgülü saçlı, yuvarlak çeneli , başgın bakışlı birisi idi. Ben ona hep “ Yüce dağdan esenyel” derdim , bir türkünün mısrası ile hitap ederdim. Tenefüslerde bakışırdık, yan yana gelmeye çalışırdım onunla. Memur kızı idi, babası veteriner idi herhalde. Geçip gitti bir yaz günü, ondan bana bir şiir kaldı. Orhan Seyfi’den aldığı “ Veda” şiirinin dörtlüğünü yazmıştı hatıra defterime. Bu günlerde moda bir şarkı o şiir. Her dinlediğimde onu hatırlarım.
“Ne alnına buse koyabildim
“Ne yanağından öpebildim”
Yolun açık olsun , bahtında açık olsun Esengül.
Lise aşkım Yurduşen , ne güzel ismi var idi. 4/C sınıfında cam kenerında otururdu.. Ben ise arka sırada idim. Okul çıkışında zaman zaman onun peşinden giderdim. Ilık ılık birşeyler akardı içide. Hep aynı şey olurdu , severdim de bilmezdi. Bir gün mektup yazıp vermek istedim , terettüt ettim “Ya beni azarlarsa mahvolurdum” böylesi daha iyiydi. Mektubu defterinin arsına koymak istedim yine başaramadım. Ben biraz çalışkandım galiba, öğretmen tahtaya kaldırır soru sorardı, sonra sınıfa sormamı isterdi. Ben hiç kaçırırmıydım , 1093 Yurduşen der demez kıpkırmızı olurdu , ayağa kalkardı. Kim bilir içinden bana ne çok kızardı. Üç yıl boyunca baktım baktım hiçbir zaman aşkımı söyleyemedim, hiçbir zaman şimdi söylüyorum biliyormuydun?
Her gün yeni bir umutla güne başlar , geleceğin saati, geleceğin yolu adeta ezberlemiştim , hemen de peşine takılırdım hissettirmeden. Son sınıfta mümessil seçilmiştim. Yaramazlık yapanları geç kalanları tahtaya yazardım , ama herdemgül sana hiç kıyamazdım ki. Fıkır fıkır bir kız idin. Arkadaşlarına sataşırdın , yaramazdın. Her akşam kavuşamayan aşkların ızdırabını hissederdim. Gamzeli yanaklı Herdemgül senide unutmadım bilesin. Senide unutmadım.
İstanbul hayatın gerçekleriyle karşılaştırdı beni , bir süre boşlukta kaldım. Duygusal romantik birisiyim evet, şıp sevdi birisi oldum. Sevilmesemde sevmeyi seviyordum., birkaç yerde çalıştım gördüğüm güzel kızlarda hep Yurduşen’i , Herdemgül’ü , Esengül’ü , Feryal’i aradım . Onların ne farklı ne masum ne sevecenli kızlar olduğunu anladım.
Anlık haftalık sevdiklerim oldu. Zamanla unuttum hepsini, geldi geçtiler. Sevgi bulutlarından gözyaşlarım yağdı içime göl oldu ızdıraplar birikti , hayıflandım. “Tanrım ne kadar çok güzel yaratmışsın” derdim isyan ederdim. Güzeli sevmesi , bakması sevap demişler. “Tanrım kızma bana ben seviyorum işte” Daldagülü bu yüzden hiç unutmadım ki . Hem çalıştım, hem okudum, durağım gömlek fabritası idi.
O 1fabrikanın gülü idi. Gömlek fabrikasının en güzel kızı idi.Türk ırkının bütün güzelliği onda idi sanki. Bana göre en güzeli idi. Yüzünün güzelliği yanında , sesindede gizemlik vardı, bakıyları içimi delerdi. Mızrak gibi saplanırdı göğsüme sanki. Makyajıda yakıştırıyordu. Saçlarını bazen kıvırcık yapar, şehla gözlerindeki yaşama sevinci dünyaya bedeldi. Artistler mi! halt etmişlerdi. Fiziği mükemmeldi. Bu yüzden başına bela oldu fiziği. Üç beş serseri bir gün fabrika çıkışında kaçırdılar onu, bir daha göremedik. Duyduk ki Soğukoluk ta almış soluğu. Göçüp giden hayallerimin altındıa kaldım öylece.
Bir yıl sonra üniversiteye girdiğimde çok tedirgindim . Olaylar vardı ben nasıl okuyacaktım? Hiçbir desteğimde yoktu. Bir hemşerim bir fabrikada idari bölümde iş buldu. Epey darlık çektim , karnım doyunca kendi dünyama geri döndüm. Sevdalarla dolu dünyama. Dünya görüşüm temelden sarsılmaya başladı. Kabuğu kırıyordum herhalde. Ben de bu ülkenin iyi yönetilmediğini , vurgunun , soygunun , talanın almış başını yürüdüğünü söylüyordum. Daha birinci sınıfta kendimi en iyi yönetici, en iyi ekonomist olarak görmeye başlamıştım. En iyi sosyolog en iyi hukukçu idim.
Hegel felsefesi beni etkilemiş , Markist felsefe ilgimi çekmişti. Diyalektik materyalizmi yaşamımda görmek , uygulamak istedim . Bir an kendimi sorguladım. Hele felsefenin temel ilkelerini okudum feleğim şaştı. Radikalleşmeye doğru gidiyordum. Teoriler güzeldi, akşam düşündüğümü sabah uygulasam diyordum. Bir süre sonra çok boş olduğumu anladım. Mantıklı düşünme imdadıma yetişti. Sloganlaşmış ideolojiler bana boş mu geliyordu ne , arayışım devam ediyordu. İşte Çiğdem’le böyle tanıştım. Ondaki asaleti kendimdeki cevheri keşfetmiştim , şıp sevdiliğim yine devreye girdi. Bazen yakamoz , bazen küllük mutad mekanlarım oldu. Çınar altının havası bambaşka idi tabi. Şunu anladım ki insanları kazanmanın yolu , onları oldukları gibi kabul etmekten geçiyor.
Çiğdem! yıldızlarımız hep barışıyordu seninle. Her konuda hem fikirdik hani? Demokratlık bu mu idi? Seni ulaşılmaz hayallerimin tatlı hatıraları ile düşünmek bile güzel . Hatıra defterimin başına ne yazmışım?
Ömür bu neylersin
Bazen gül olur açar
Bazen bülbül olur uçar
Belki dost bağına
Belki düşman ağına

Anlamsız mı bu cümleler? On yedi , on sekiz yaşlarının birikimi ile yazılmıştı. Fotoğrafta da ne masum görünüyorum ben . Siyah beyaz fotoğraftı geniş yakalı beyaz gömlekte sırıtmış. Ne gür saçlarım varmış. “İnsan hatıraları ile yaşar” demişim girişe 22. 12 1970 tam tamına otuz yıl önceki yazı ve resim , ilk sayfada her halde divan edebiyatındanetkilenmişim çalıntı bir şiir, belki esinlenmişim Recaizade Mahmut Ekrem’in Şiirine naziremi acaba.
Yüzün hazin elin hazin
Gözüm hazin sözüm hazin
Neşenin şevki yok
Ah eder ağlarım
Yaşamın şevki yok,
Farkım yok bülbülden
Oda ayrılmış gülünden
Dert çekilmiş yar elinden
Figanın şevki yok,
Niye böyle karamsar yazmışım. Otuz yıl önce de yaşamdan memnun değilmişim. Yurduşene’mi , Esengül’emi hitap ettim bilmiyorum. İşte bir sınıf arkadaşım A.... yazmış Şairler arasındayım. İşte kimin şiirleri bilmiyorum bile.

Kapın vuruluyor aldanma gelen yok
Rüzgardı o seni aldatacak
Kimin var senin kalbini çalacak
Kimin var gece geç vakit
Pencereden ay ışığı doluyor
Odacığın ne kadar boş
Sen ey delikanlı sen sarhoş!
Kimi bekliyorsun gece geç vakit
Söndü parmaklarındaki sigara,
Yüzümdeki derin çizgiler neye
Koşma boşver koşma pencereye
Kim seslenir sana gece geç vakit
Arkadaşın;A.....Saadet ve mutluluklar 22.12.1970
Ne kadar saf ve temiz dilekler çok duygulusun ey arkadaşım A...seni uzun örgülü saçlarınla hatırlıyorum
Bir başkası ne demiş? Arkadaşım B.........

Arkadaş sakın içme
Sonra sende yanarsın
Bir bardak zehir içte
Aşkın tadını tatma

Sendemi o yaşta aşkın acısını hissettin ey B....? aşkın tadını tadamadım ki

Bu şarabı tatmadan
Gözün kapansın varsın
Varlığın toprak olsun
Fakat aşkı yaşatma
Ondan kaç kaçar gibi

Aşktan nasıl kaçarım... Ben duygusalım

Masum bir açıdan
Sana boş kalpli derin
Hissiz yanlar versin
Uzak kal kalabilirsen
Bu şekilsiz andan
Belki dünyada bir tek
Sen bahtiyarsın

Bahtiyar olmak için aşktan kaçmak mı lazım? Tartışalım, ama ben sana katılıyorum arkadaşım. Aşk yaşama sevinci veriyor inan ki.

Hatırlayıp gelirde sorarsa beni senden
Ölümümü söyleme bir zaman sakla ondan
Daha ısrar ederse
Çok uzaklara gitti de soğut benden

Şu küçücük resmim de sende hatıra olsun
Sonra ona verirsin bütün her şeyi duysun
Hastalığımı sorarda derse, ne idi derdi
Sana son nefesinde “Bahtiyar olsun” dedi de

Ve hayatım boyunca mutluluklar dilemişsin arkadaşımC.... minyon tipli, sevdalı C.... senin kime aşik olduğunu biliyordum , o da seni seviyordu biliyor muydun?Yaşıyormusun? Sevdiğin şimdi şehir mezarlığında , ölümü bizi de yaktı, seni de . Kanser dediler, gözleri açık gitmişti.
Ama sen ikinci sayfada ne yazmışsın C..., bu kez sitem etmişsin, sevgilinle kavuşamıyacağınızı biliyor muydunuz?

Sakın ilk bakışımızı unutma
Kalbimi kalbimden ayırma
Sana bakınca elveda deme
Kendinden geçip beni unutma
Sonbahar günü idi.
Bahçede elin elimle idi.
Çiçeklerin gözü hep bizde idi
Sakın bunları unutma
İlk kollarıma atılışını
Vücudumun titreyişini
Kendimi birden bırakışımı
Sakın unutma..

Ey C..... Seni tanımazmıydım sanıyorsun , sevdalı idin besbelli.

Biliyorum buradan gideceksin
Söz verdin beni unutamayacaksın
Beni her an kalbinde taşıyacaksın
Sakın sözlerimi unutma

O sevdiğin adam seni unutmamıştı ey sevgili C... Uzun boylu beyaz tenli çocuk değilmiydi?
Sevilmeden sevilmişsin
Saadet olurmu hiç
Sevmeden sevilmişsin
Bu göz yaşı kurur mu hiç

O gitti gerçek dünyaya , biz kaldık yalan dünyada. Ondan kalan hatıranla mutlumusun C.. Aa... nasılsın? Diye başlamış Mahmut kim hangi şair yazdı? Sen mi söyledin Mahmut?
Nasılsınız?
Bu kelime ne ince titredi dudağımda
Bir çığ sanki cınladı gülün yaprağında
Ses oldu pencerede güneşin ışıkları
Bir hıçkırık dolaştı yeşil sarmaşıkları

 Karşılığı her şeyi anlatacak bir sözcük “Nasılsınız?” bu kadar derin , bu kadar gerçek , hangi dilde var?
Nasılsınız?...hangi söz daha akışlı bundan
Suda sıyrılır gibi bir inci kabuğundan
Yalnız bir saniyecik dudak titremesi
Ne tatlı bir gün beni hatırlayıpta
Nasılsınız? diyen bir arkadaş sesi.

25.12.1970 tarihi düşmüş Mahmut
Nasılsınız arkadaşım , sıra arkadaşım , yüzün hep masum görünüşlü idi , öylemisin?Mahmut arkadaşım duy beni Kazan’lı ... nerdesin ?

Yaşamayı o zaman sevecektin işte
Oysa
Her şey bitmiş olacak bilmelisin
Beş kuruşluk yaşamak dileneceksin
On kuruş..
Yüz kuruş..
Bin kuruş olacak daha daha..
Gülecekler haline besbelli kahrolacaksın
İki damla yaş akacak ölü gözlerinden,
Karanlığa çaresiz
Yaşamayı o zaman seveceksin işte.
Yaşamın bittiği yerde

Nasıl sevebilirim yaşam bitti ise yaşamayı , yaşamlı değil mi? öyleyse...

O halde ,
Arzuhalcıbaşı nasıl diyeyim
Bende ele alınmayacak haller var
Sabrın varsa birer birer sayayım
Gör dünyada nasıl dertli kullar var

Demelisin. Dünyada iyi ve kötü hep var oldu , var olacaktır. Kötü olmazsa iyinin kadrini nasıl bilelim?

Kaderdendir şikayetim önceden
Başıma dert açan gönlümü inciten
Bağrımdaki aşk denen pencereden
Söyle nerde kurtulacak haller var?

Yol bulunmaz mıİlhan, sevgi, sevgi İnsanları sevmek, herşeyi olduğunca kabul etmek
Bu aşk bende on altıda başladı
Yuva kurdu içimde dert kışladı
Hasretlik yüreğime işledi
Birde size sitem eden diller var.

Karacaoğlan mı oldun be kardeş. Güzel bir yörük kızına hemen aşık mı oldun. Torosların eteklerinde nice güzeller var.

Kör kütük aşığım , zil zurna hasret
Artık ötesini de sen kıyas et
Çok değil kırk sayfana bunu da not et .
Daha eşeceğim epey küller var

Hasretlik sılaya mı, sevgiliye mi? Her ikisinede hasretiz çünkü, Bu bizim yaşam biçimimiz değil mi? Karakoçtan almışsın şiiri belli

Müstantık efendi kölen olayım
Dinle beni efkarımdan doluyum
İstidama pulu nerden bulayım
Yetişmez mi gözyaşımda pullar var

Gözyaşları ..... iyidir , rahatlarsın . Yaşamın tadına varırsın .

Oku hey mübaşir oku künyemi
Ben doğuştan şaşırmışım dünyamı
Şu beklemek verem eder adamı
Burada bizi kınayacak eller var

Karakoç’un şiiri ne güzel anlatıyor halimizi

Hayat kısadır
Biraz hayal
Biraz aşk
Ve sonra Allaha ısmarladık

Hayat boştur
Biraz kin
Biraz ümit
Ve sonra Allaha ısmarladık

Ah Servet kin ne , nefret ne , yok artık bunlar. Sevgiyle kucaklamalı herşeyi
A. Kutsi TECER’le seslenmiş arkadaşım D...
Nerdesin?
Ben buradayım yaşıyorum. Geceleyin bir ses bölüyor uykumu.... ah sevgilerem ah aşklarım ismini bilmediğim arkadaşlarım , bana derinden sesleniyorsunuz biliyorum. sizleri seviyorum.

Bir dağ çiçeğimsin
Avuçlarımdasın
Saçlarımdasın
Nerde bir sevda türküsü duysam
Ezgi ezgi dilimin ucundasın

 İşte şimdi doruklardayım. Efil efil esiyor rüzgar , bir türkü tutturmuşum.

Kaleden iniş mi olur
Nanay
Ham demir gümüş mü olur nanay nanay...

Yolda bir serseri görürsün iyi bak
Belki tanırsın
Yıllarca evvel bu sefil kimdi bilirmisin?
Seni ölesiye seven istikbalden ümit bekleyen
Bir efendi
Şimdi dünyası yıkılmış hülyaları da bereber
Onda efendilik artık na gezer
Hatırlamızsın tabi boşver

İnsanlar vurdumduymaz,insanlar duyarsız olmuşlar.Para pul revaçta.Asil duygular,aşklar masal olmuş arkadaşım.Devam et bir iki kadeh atayım.

 Boş vermek olmuyor işte
Bir zamanlar sende sevmiştin
Unutmam demiştin
Dün yolda rastladım
Sana baktı uzun uzun
Dolu dolu...gözlerle
Serseri dedin

Bu kadar mağrur olma kızım
O geçen sevgilindi senin
Bir zamanlar ölesiye sevdiğin
Kibar genç sevgilin
Ama düşün hak verirsin
Bu günkü serseri senin eserin.

Sokaktayım etrafıma bakıyorum,şu kösedeki sefil adam,acaba o eserlerden mi? Şarap şişesi yanında sevmek neden serserilik olsun.Karşılık görmeyen aşk olur mu? Olur,hayellerin yeter...Hayallerim ; an ...
“İkbaldeyim,gönlümü eğlendirecek imkanlara bol bol sahibim.Param da var.Dost denen şey bu ikisi olmadığı zaman belli olur” diye yazmış Bayram.Bu ikiside hiç olmadı zaten.Ama ben hep dostluklar istedim,karşılığı olmasa da dostluklar,artık gurbet içimizde bizim demişsin Mürvet.Tam otuz yıl önce hala içimizde.On altı yaşında ne demişsen yine öyle,söküp atamadım ki gurbeti.Sevgililer hep erişilmezgonca kalmış içimizde uzakta çok uzakta.
Sessiz gemi şarkısını dinliyorum. “Bir çok seneler geçti,gidenler memnunmu ki yerlerinden” Can dostlarım arkadaşlarım,her biriniz bir yerde,siz gurbette.
Mehmet Emin’ le seslenmiş Nermin , “Yürü yürü artık yeter, korkaklığın el verir” acaba korkakmıydım? yok canım yufka yürekliydim o kadar.

 Evet
Haykır be arkadaş sesini duyur
şu halimiz nedir diye sorsana

diye söze başlamış, Türkan arkadaş. Ta o zamandan beri sosyal yönü kuvvetlidir. Kendimizi sorguladık mı hiç. Hep başkalarında bulduk kabahati. Hep yakındık , hiç çözüm üretmedik. “Zorluklar hayatımızın bileğ taşıdır , biz onlar çarptıkça kuvvet alırız” demiş sonunda . Evet bileğ taşlarına çarpa çarpa birlik içinde ,tek yürek olmayı öğrendik zamanla . Kalemine sağlık arkadaş. Maymun gözlerini açtı emin olabilirsin.

Ah benim sevdalı arkadaşım İsmail , seni ben iyi bilirdim. Hep bana açılırdın. Şiirlerde senin mi bilmiyorum. Yanılmıyorumdur belki . Bir Pervin vardı, kimdi neydi? Ancak yeşil gözlü , uzun boylu, bir kızdı. Baygın bakardı. Sevilmeyecek kız değildi. Onu herkes severdi. Yalnız senindi.

Gidiyorum artık güzel sevgili
Hatıralar sana armağan olsun
Salla ağır ağır yaşlı mendili
Gözlerin gittiğin yollara dalsın

Hangi hatıra İsmail , aşkını anlata bildinmi ki, tek taraflı sevdin. Sen lise ikideydin.

Her sabah ilk ışık doğmadan uyan
Ogüzel günleri düşün bir zaman
Ve kalbinde hicran denen yılan
Acı ıslığın durmudun çalsın

Nerden buldun bu dizeleri, her mısra kor eder yürekleri,

Akşamları tenha yollarda durup
Yavuz diye acıklı bir şarkı tutturup
Rüzgar saçlarından buseler alsın

İşte taş mahallesinde ahşap evdeyiz , seninle ders çalışıyoruz güya . Sen karşılık görmeyen aşkını anlatıyorsun. Ben derinden ah çekiyorum , içimdeki sevgiliye sitem ediyorum. Sen de biliyordunya hiç açılmadım zaman tünelinde yitip gitti sevdalarım.

Yavuz şarkıların sessizde sessiz
Gözlerin gittiğin yollara dalsın

İlk mısrayı sevmedim, dörtlükten ayırdım onun için. Zaten hep sessizdin sen.

Ölürsem ümitlerim aşkım olarak
Kalbim son teselliyi sende bulacak
Toprak olursam bu çılgınca sevgiden
Sanabu son şiirim , bu son hatıram olsun

 Vermediğin şiirin boşluğuna Pervin sen diyecektin biliyorum , içindeki fırtınaları biliyorum.

Ebediyen karaymış alnımın yazısı
Şiirim bile ters okunuyor
Zalim kaderimin bana yazısı

Dünyam karıştı İsmail, oysa gelecek günler var daha, bu karamsarlık niye? Ne güzel hitap etmişsin bak.

Yanıyor kalbim hizla
Belki kükürtten fazla
Seviyorum seni ben
Mangenez renkli sevgilim

Kimyacımız mercimek , Şahin’i hatırladım. Oksijen dersinde tüp patlamıştı , hani kaşı kanamıştı. Sen İstanbul’da doğmuştun tabi sonra gelmiştin aramıza

Çıkıyor hararetim 180 dereceye
Kızma bana sevgilim
Sıvı hale getirme
Seni ayrı ayrı sever her molekülüm
Gece ise uğruna elektron veririm
Sıvı klor halinde dudakların senin

Bir buse ver çekinme
Klor renkli sevgilim
Sülfirik asit gibi yakıcı nefeslerin

Bu Pervin o kadar güzelmiy di? İsmail ,şaşıyorum.Yine gönlüne sitem etmişsin oysa o gönül senin, zaptetmen elinde değilmiydi?

Sevda bir sudur
Gönülden gönüle akıp gider

Yapma çocuk ,sevdalarımız aktımı ki?

Anma ey gönül, seni yakanı anma
Her hali yapmacıktır dikkat sahi sanma
Bilmedin yandın gönül , bir daha yanma sakın
Anma ey gönül , seni yakanı anma

Kıymetini bilmedi bir pula sattı seni
Akıttı zehrini soldurdu güzel teni
Bilmedin sen onu.. bilmedin seni
Anma ey gönül seni yakanı anma

Hani mektup vereyim diye takip etmiştin, seni terslemişki. Ozaman mı yazdın be çocuk, hep sevildin bilesin . O mu sevmezse sevmesin, hayat güzeldir be İsmail Yavuz.

Kalbin kadar temiz sayfalardan yer ayırdım diye teşekkür etmişsin Ömer. Sende mi sevdalı idin

Sevmiştim seni sözüme inan
Senin sözlerinin hepsi yalan

Kime kızdın seni saf ve temiz, dürüst bir arkadaş olarak hep hatırlarım arkadaşım
İşte son menzile giriyoruz, sayfalarda. Sevgisiz insan olur mu? “Asla”demiş bir arkadaşım, sadece bir imza , kimdi? Kırk kişiden biri biliyorum, ne fark eder, “hatıralar yeter bana” işte rahmetli Barışn şarkısını dinliyorum

Unutma ki dünya fani
Veren alır tatlı canı
Nasıl unuturum ben seni

Nasıl unuturum canlarım sizi nasıl? nasıl?

Ömrüm bu hazan mevsiminde hep ah ile geçti
Dünyada felek zulmedecek bir beni seçti
Ruhum bu hayatın yalnız zehirini içti
Alemde felek zulmedecek bir beni seçti

Ne güzel dizeler bunlar. Hangi şair yazmış bilmiyorum , bağışlayın beni. Ama okuyan defterime yazan arkadaşım, seçimin tam isabet, tıpkı Mehmet gibi

Ruhuma can veriyor hayalin
Gül dalında şakıyan bülbül gibi
Esaret zinciri ile bağlanmış kalbim
Yadellere vermem seni

Hayaller ruha can veriyor mu . Ne demiş eskiler”Hayali cihan değer” neyin hayali hep sevgililermi hep sevdiklerimizmi
Ve Hüseyin.... trafik canavarı yedi seni . Defterime yazdığın gibi

Yetişilmez şu dünyanın ardından
Dağda gezen koyun ile kuzudan
Garip ayrılırsan güzel yurdundan
Karlı dağlar yüksek olur geçilmez

Garip ayrıldın yurdundan ve de nişanlından, seni andığım zaman bakıyorum, unutmadım arkadaşım rahmetin bol olsun
Kimdi Karagöz denen arkadaşım , ihtiyarlayıp hatıralarla yaşamak zaten ne gelir elden . İhtiyarlığı kabul etmiyorum
“Bir kıza sordum” başlıklı şiiri yazan Veli , sen öyle umarsızdın biliyorum kim yazmış acaba?

 Sen gidersen sevgilim
Bülbüllerin susacak
Güller renk değiştirip
Belki siyah olacak

Ah, ey sevgili , kimdi , kime hitap attin acaba?

Bir gün bu şehirden gideceksen
Prıl prıl ışıklı bir istasyonda
Elinde ufacık bir valizin
Ne yapalım bu hayat
Yaşamak biraz öyle diyiceksin

Yaşamak ne güzel, o duyguyu yaşamak . Gelecek duygusu , yaşamak duygusu ne olursa olsun

Evlattan bir düşman türüyor inanın
Gülleri ısırgan bürüyor uyanın
Bu gaflet düşmana yarıyor uyanın
Vatanıma hakim olacağım ben

Hayri kardeş çöken sosyal değerlerimi görmüşte şairin dilinden konuşmuş acaba

Çalışmak her yerde
Çalışmak sadece şehirde mi?
Yüz eksen köyde bin verir tarlalar

Belki gurbeti geri getirebiliriz. Kalkınalım insanlar doğdukları yerlerde doyarlar belki
Vurdum duymaz Aslan , senmiydin böyle diyen doğruluktan hiç ayrılma demişsin “Zaten yalancı olamam ki dostum”

Ah Ferhat. Toprak oldun gittin “Unutulmamak dileği ile” ne hoş insandın sen , tıpkı Yaşar gibi , Bedri Rahmi’nin şiirini demek bilirdin. Biz köy çocukları cahildik Yaşar. “Karadutum , Çatalkaram çingenem” çok güzel bir şarkı oldu , bu şiir dillerde gönüllerde
“ Saadet yolunu seçebilirdim” diyen Mustafa neden seçmedin? Şimdi uzaklardasın Toprağından uzak yaşamak ar gelmiyor mu ?sana

Güzel yurdum
Dağlarım çam kokar
Çiçeklerin açar çeşit çeşit
Karahisar’da başlar yaşama zamanı
Göklerinden mavi beyaz bulutlar
Daha toplumsal yaşamayı düşünürdüm
Sinem , özüm , soyum , ruhum
Güzel yurdum
Senden ayrı düşersem yaşamam
Ölürüm...

Bak ne güzel yazmış Nedim. İnsan bu kadar bağlı olur memleketine. Memleketim can memleketim

Yerlikaya sende gittin. Erzincan depreminde ha , öyle mi? 39 Erzincan depreminde görmediğim dedemi yitirmişim , şimdide seni , yeni öğrendim. Ah kardeşim bereber türkü tuttururduk seninle hani.

Deniz üstü köpürür hey canım rinnanay
Kayığada binsem götürür

Ya uzun havan ... o yanık sesinle sınıfta ne okumuştun.”Huma kuşu yükseklerden seslenir” o sesin hala kulaklarımda, otuz yıl öncesinin sesi
Birde moda olan şarkıyı birlikte söylerdik. “Hani söz vermiştin bana içmeyecek” evet Mehmet ben sensiz yine türküler mırıldanıyorum.
Ha ekincioğlu Dursun

Burada sadık bir aşığın
Zavallı soğuk vücudu yatıyor demişsiniz
Sen aşıkmıydın ey kepçe kulak arkadaşım ! Sana “Grivas” derdik neden acaba. Bir hatırlayabilsem. Tavsiyene uyarmıyım bilmem “sadık kalacak sevgilere belini bağla” demişsin ya kimdi Emsal sayfalara..... şiir değuil kahır yazmış

Aylar uzayıp sene olsada
Seneler uzayıp çağlar olsada
Aşkı beni boğuncaya kadar bekleyeceğim
Ne kadar sevmiştim seni
Mecnun olsa bu kadar sever seni
Eğer sana kavuşmadan ölür isem
Ahret kapısında bekleyeceğim

Ben tuttum aydınlığın kolundan bırakırmıyım hiç. Ülkemle , toprağımla , sevdalanmışım hep sevdalanmışım
Bir de kılıbıklık diploması vermişler bana Evlenirken defter arasında buldum. En güzel hediyelerden biri mi dersiniz. Ah hayat sen nelere kadirsin
Kızım da ne yazmış bize biliyormusun? Defterin sonuna koymuşum yazısını
Sitem ve uyarı diyelim
Duygularım;
Bazen üzülür bazende sevinirim. Bazen ağlarım, bazende hiddetlenirim. Size duygularımı anlatacağım.
Ben büyüyüp doktor olunca sizi düşünürüm. Ben büyüyünce yıllar sizi yıpratacak. Ben sizsiz nasıl olurum? Sizden nasıl vazgeçerim? Sıcacık kucağınızda , sıcacık öpücüğünüzde çocukların sevgi dolu kalplerini mutlu edersiniz. Bazen kızarsınız, haklısınız da ama çocukları döverek gözlerini korkutarak hiçbir şey kazanamazsınız, akıllandıramazsınız. Sizin bize sunduğunuz sevgi eşsiz bir sevgi, sevginizi hiçbir sevgi ile değiştiremem. unutmayın ki sizi her zaman eşsiz bir sevgi ile seviyorum. İkinizede sevgiler , sevgili anne ve baba
Sahifelerime girmiş üzmüşüz demek ki , oda bize sevgi dolu sitem ve uyarılarda bulunmuş .
Bu nasıl dünya ... değerlerimiz hala ayakta bir evlat nasıl davranmasını biliyor , yıkılırmıyız?

Zihni ASLAN,

Tarih: 30-08-2009
www.sebinmedya.com yazarı "