İK : " GAZİ DEDEMİN ANLATTIĞI ATATÜRK "

'NOSTALJİ'DEN KALAN YAZILAR

İhsan KOÇ'un Kaleminden

" GAZİ DEDEMİN ANLATTIĞI ATATÜRK "

" Hüseyin oğlu Mevlüt …1311 doğumlu, Giresun - Şebinkarahisar Toplukonak Köyü nüfusuna kayıtlı. Kurtuluş Savaşı Gazisi. Mustafa Kemal’in denetlediği bölüğün şerefli askerlerin sadece biri. Gece baskınlarının gözdesi, vazgeçilmezi “Bu gece bu baskına götürülmediğim takdirde firar edeceğim” diyen Türk yiğidi. Kısacası Gazi Dedem Mevlüt KOÇ. Âcizane Atatürk’ü tarih kitaplarından değil Gazi Dedemden dinledim. Kendimi şanslı olarak görmekte haklıyım herhalde. Aşağıda yazdıklarım O’nun bizlere anlattıklarının özetidir. Sayın Turgut Özakman Beyin kaleme aldığı “Şu Çılgın Türkler”i okuduğumda sanki dedem anlatmış Turgut Özakman yazmış hissine kapıldım. O kitapta yazılanların ne kadar gerçek olduğunu bir kez daha anladım. Allah onlardan razı olsun…

ATATÜRK ölüp dirilen, şekilden şekle giren bir çizgi film kahramanı değildir. Bir yaratılan, bir fani, bir insan. Doğdu, yaşadı ve hayata veda etti. Atatürk gibi hayatının tamamını milletine adamış kaç gerçek lider vardır acaba? O’nu farklı kılan şey; yaptığı yenilikler, ilkeleri ve hedefleri. O gerçekten yaşamış bir halk kahramanıdır. Yola tek başına çıkmış ancak yaptığı kongrelerle insanlara; milletin ve memleketin manzarasını anlatmış, yapılacaklarını paylaşmıştır. Halk iradesine dayanan meclisi açmıştır. Kurulan orduyu meclisin emrine vermiştir. İşte demokrasi anlayışı budur Atatürk’ün. Acaba diktatör olsaydı meclise gerek duyar mıydı? Hayatını tehlikeye atarak neden Anadolu’yu dolaşsın ki?

Cepheden gelerek Eğitim Şurasına katılmıştır. İşte zor zaman diliminde bile eğitime verdiği önceliği ortaya koyan anlayış bu olmalıdır. Sonra İktisat Kongresi toplanıyor. Bir memleketin iktisadının toplum hayatını etkileyeceğini düşünerek hareket etmenin anlamını iyi ve doğru anlamak gerekir. Buradan da anlaşılıyor ki cehalet sefaleti, sefalet ise cehaleti körükleyen yani besleyen iki unsur ki yok edilmesi gereken vahim beladır Mustafa Kemal’e göre. Elbette sefaletin olduğu yerlere baktığınızda cehaleti görürsünüz. Cehaletin olduğu yerlere baktığınızda ise sefalet almış başını gitmiştir. İşte Atatürk’ün kafa yorduğu ve endişelendiği nokta bunlardır. Eğitim ve İktisat yani ekonomi meseleleridir.

Dedeme göre O mahalle mektebinde mahalle terbiyesini, Askeri Rüştiye’de millet terbiyesi almıştır. O’nu başarılı kılan ise alınan sağlam terbiyenin getirisi olan sağlam karakter, sağlam karakteri ise olaylar karşısında direncine, inancına ve kararlılığına ve daha güçlü olmasına katkı sağlamıştır.

Küçükken tarlada karga kovaladığı söylenir. Ben onu pek bilemem ama Türk Vatanını işgal eden leş kargalarını kovaladığını çok iyi biliyorum. Çünkü orada onunla gazi dedemde vardı. Kısacası buna şahit olmuştur.

Atatürk çözümlenmesi zor, yetenekleri iç içe geçmiş büyük bir düşünür, proje üreten deha, bir atılımcı, sanat sevdalısı, zarif, kibar, salonda büyüleyici, cephede ürkütücü, insanları etkileme gücü yüksek, yerli ve yabancılar tarafından paylaşılamayan hatta örnek alınan, her sözünde derin anlamlar ortaya koyan Türk Milletinin ortak sevgilisidir. Sömürge ve istilacı devletlerin ise hiç sevmediği şahsiyettir. Yeri gelince kudretini gösteren ancak yeri geldiğinde ise kurumlar oluşturarak paylaşımcı kimliği öne çıkaran Türk Milletine ve Türk Devletine yön verecek çalışmalara, planlamalara imza atacak Türk Tarih Kurumunu ve Türk Dil Kurumunu açmıştır. Tarih bilincinin ve dil kavramının önemli olduğu mesajı bu kurumların oluşumunda saklıdır.

Yetmiş yıl önce aramızdan ayrılmış Mustafa Kemal’in hayatı boyunca etrafında ya askeri, ya köylüsü, ya öğrencisi, ya öğretmeni, ya bürokratı, ya da işçisi, ya halkı olmuştur. Yanına yaklaşamayan sadece yağcılar ve uşak zihniyetlilerdir. Onun misyonu Türk tarihinden gelen sorumlulukları yerine getirme anlayışıdır. Öyle eften püften işlerle meşgul olacak, ona buna laf yetiştirecek kadar basit bir kişiliği hiç olmamıştır. Projeleriyle meşgul olmuştur. Onları gerçekleştirme yollarını aramıştır. O bir gün ömrün biteceğini de düşünerek yetişmesi gereken işlerin çokluğunu dikkate alarak yoğun bir çalışma temposuna girmesine neden olmuştur. Yapılan mektepler, açılan fabrikalar, sosyal ve medeni hayatımızdaki köklü değişiklikler Attığı her adımda ve konuştuğu her mevzuda Türk Milletine ve insanlığa yeni hedefler ortaya koyarak ilk hareketi başlatmıştır. O’nu genelde 1923-1938 yılları arasında okulda, tarlada, fabrikada daha sık göründüğü çekilen fotoğraflar belgelemektedir.

Osmanlı ve Türk tarihinde Sultan ve padişahların mutlaka öne çıkan bir özelliği olduğunu biliyoruz. Fatih Sultan Mehmet Fetih ruhu ile Kanuni Sultan Süleyman kanun yapıcılığı ile Sultan Alparslan cesareti ile Sultan Abdülhamit Han ise ilmi siyaseti ve yatırımlarıyla anılmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk ise yukarıda belirtilen padişahların özelliklerini yanı sıra birlik beraberliği tesis etmedeki ikna gücü daha yüksektir. Milleti toparlamadaki öncülüğü fevkaladedir. Ve gücün başardığı zafer… Hattı değil sathı müdafaa etmiştir. Hatta istikbali müdafaa etmiştir. İşte Meclisin açılması, Kurtuluş Savaşı, İnkılâplar, Cumhuriyetin İlanı vb.

O’nun eserlerinin korunmaya ihtiyacı yoktur. O eserler, Türk Milletinin kabulüdür ve özüdür. Ancak geliştirilmeye ihtiyacı vardır. Eleştirilmeye değil. Yapılan tüm yenilikler çağa uygundur. Atatürk ‘e göre işler himmetle değil hizmetle gerçekleştirilir. Her kesimi hizmete dâhil etme yarışına girmiştir.

O’na yakıştırılan olumsuz her şey araştırıldığında, altından, Türk Milletine ihanet etmeyi amaç edinmiş gruplar ve şahsiyetler olduğu ortaya çıkmaktadır. Cumhuriyet tarihindeki isyanlara, kapatılan mason localarına bakıldığında fotoğraf netleşmektedir. O’nu karalamaya çalışanların kökü incelendiğinde onlarda bir kuyruk acısı olduğu anlaşılmaktadır. Anadolu’da yaşayan herkes onun oluşturduğu, temelini attığı toplum düzeni içinde Cumhuriyetin nimetlerinden faydalandığı bir gerçektir. Onu silmeye çalışanlar görüyor ki, O silindikçe derinliklerde hep O’na ait izlere rastlamaktadırlar.

Gazi dedem ”Türk Milleti Atatürk’ten çok şey öğrendi. O’nun liderliği o dönemde üstlenebilecek ve yüklenebilecek ve o dönemde toplumsal değişime kararlı olacaka bir kapasite olmasaydı bugün herhalde işgal altında yaşayan, sömürülen, hor görülen, kendi karalarını veremeyen, ona buna muhtaç ortaçağ devleti olarak kalabilirdi.”demişti. Türk Milletine yön ve şekil veren Atatürk’e kim ne derse desin. İster Mustafa, ister Kemal, ister Ata ama“ O artık “Türklüğün Son Lideri” olarak iz bırakmış ve rahmet, minnetle yâd edilecek bir sembol olmuştur. O’na ölümsüz Atam desek bile, O fani olduğunu söylemiştir. Fikirleri tarih süzgecinden geçmiştir. Yanılma riski sıfıra yakındır.

Zırvada değil zirvede buluşmak isteyenler, çöl değil göl oluşturmak isteyenler, haddini bilmeyenler veya bilemeyenler lütfen Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kadrini bilin. O’nun Cumhuriyet ışığında önünüzü göremiyorsanız başka ışıklar gözünüzü alabilir. Dedeciğim, sağ değilsin ama yine de sağ ol çünkü sen bende yaşıyorsun. Nur içinde yat Gazi Dedem. Senin sayende Mustafa’yı, Türk tarihini de, geleceğimizi de daha iyi tanıdım.

İhsan KOÇ
Tarih: 28-11-2008
www.sebinmedya.com yazarı "