İÇ : " Çok özledik… "

İLHAN ÇABUKOL'UN KALEMİNDEN;

" Çok özledik… "

"On bir ayın sultanı ramazan ayını bu sene de pandeminin gölgesi altında uğurladık.

Nasıl geldi, nasıl geçti, nasıl bitti? anlamadık bile.

Eskiden, çok değil daha iki yıl öncesine kadar ramazan ayında iftarlardan iftara koşardık.

Bir sofrada suyumuzu yudumlar, başka bir sofrada çorbamızı içer, bir başka sofrada ise tatlımızı yerdik.

Sokak iftarları, protokol iftarları, aile iftarları, komşu iftarı, mesai arkadaşlarımızla yaptığımız iftarlar.

Velhasıl birçoğuna yetişemez, gece sahur programları yapardık.

Bir araya gelip sohbet muhabbet ederdik.

Hele akşamla yatsı arasındaki vaktin az olması.

Alelacele orucumuzu açıp, hep beraber çay içebileceğimiz alanlarda toplanıp, masalardan oluşturduğumuz büyük sohbet halkaları etrafında tıkış fıkış, çay bahane keyifle sohbetler ederdik.

Bir taraftan da kulağımız camilerden gelecek ezan sesine odaklanırdı.

Tabii birde teravih namazlarını hangi camide kılalım, bu akşam nereye gidelim.

O kadar çok alternatif vardı ki.

İstediğin yere, istediğin camiye git.

Şimdi ise bırak her camiye gitmeyi, kendi mahallemizdeki camiye bile gidememenin burukluğu içerisinde geçen bir ramazan oldu.

Namaz sonrası yine sahura kadar sohbetin muhabbetin belini kırardık.

 

Özlüyoruz,

Eski ramazanları özlüyoruz.

Eski dediğimiz daha iki yıl önceki o kargaşayı telaşı özlüyoruz.

Bu senede pandemi illeti yüzünden, herkes evlerine tıkanıp kaldı.

Elimiz kolumuz bağlandı.

Hiçbir şey yapamaz hale geldik.

Bu sene ramazan ayını geçtiğimiz sene olduğu gibi, kısıtlamaların başlamasıyla birlikte çalışma saatlerinde oluşan esneklik sebebiyle, neredeyse ayın tamamını evde geçirdik.

Allah tuttuğumuz oruçları kabul etsin, bu sene de çok kolay oldu oruç tutmak.

Bu pandemi illeti tüm alışkanlıklarımızı maalesef değiştirdi.

Geceler gündüz, gündüzler gece oldu.

Evden çalışma gibi yeni bir kavramla tanıştık.

İyide oldu.

Bu salgınla birlikte aslında şöyle bir kendimize gelmedik te değil.

Baya baya geldik.

Rabbimizin bizlere vermiş olduğu dünya nimetlerinin farkına vardık.

Bizlere ne çok lütuf bahşetmiş.

Ya kıymetini bilemedik,

Ya da hani bir ata sözümüz var ya

“Bir musibet bir nasihattin iyidir”

İnşallah yeterince ders almışızdır.

 

Rabbim dünyada var ettiği her şeyi insanların hizmetine sunmuş.

Bunların ne olduğunu uzun uzun anlatacak değilim.

Şöyle Allah için gözünüzü kapatıp bir düşünün.

Yaratılan her şeyin bir anlam ve manası var.

Acaba;

Allah’ın biz insanlara bahşettiği her nimetin kıymetini bildik mi?

Bu dünya bir imtihan dünyası.

Sınavı başarıyla geçiyor muyuz?

Bu dünya da herkes kendine biçilen rolünü oynuyor.

Kimimiz patron, kimimiz işçi,

Kimimiz zengin, kimimiz fakir,

Kimimiz güçlü, kimimiz güçsüz,

Kimimiz şifa arıyor, kimimiz şifa dağıtıyor.

Çok çoğaltabiliriz.

Ama hepsi dünyanın dengesi.

Öyle değil mi?

 

Bu ay her şeyi gözden geçirdiğimiz, öz muhasebemizi yaptığımız bir ay.

İçerisinde bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi’ni barındırıyor.

Öyle güzel bir ay.

Özellikle Kadir Gecesi…

Kendi muhasebemizi yapıp, ellerimizi semaya açıp, Rabbimizden bol bol isteyebileceğimiz bir ay ve gece.

İstemeden hiçbir şey olmuyor.

Ama önce istemesini bilmemiz lazım.

 

Ramazan ayında beni en çok mutlu eden görevlerin başında fitre ve zekat vermek geliyor.

Malının kırkta biri.

Her şey Allahtan dedik ya,

Malı veren de alanda Allah,

Ondan şüphe yok.

Kimse kendini bir şey sanmasın.

Bu pandemi bunu en güzel şekilde gösterdi zaten.

Ne kadar aciziz.

Her şeye ne kadar muhtacız.

Paran olsa gücün olsa ne yazar.

Ne olduğu, nasıl olduğu belli olmayan bir virüs geliyor, bütün hayatını mahvediyor.

 

Neyse konumuza gelecek olursak.

Ramazan ayı bilene ne güzel ay değil mi?

Fakirin yüzünün güldüğü, paylaşma ayı.

Sen tokken komşun açsa yatamazsın, keyfine bakamazsın.

Rabbim malı vermiş, ölçüyü de koymuş. 40’ta bir

Eğer verebiliyorsak elimiz titremeden tam verelim,

Ama doğru kişiyi bulup ona verelim.

Fitre ve zekat vermenin hazzı mutluluğu bambaşka.

Zaten herkes tam verse dünyada ne fakirlik ne de açlık olur.

Rabbim tutuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri ve yardımları kabul etsin.

 

“Başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluş” olan kutsi zaman dilimi olan Ramazan ayına elveda ettik.

Elveda şehri Ramazan elveda,

Yine gel yine bizim evimize misafir ol,

Yine sofralarımızı bereketlendir, evimizi yuvamızı şenlendir.

Bu sene de Ramazan Bayramımızı,

Covid-19 salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında yine ailelerimizden, dostlarımızdan uzak evlerimizde geçireceğiz.

Her birinizin ayrı ayrı Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum.

Rabbim bizlere hep beraber sağlıkla, pandemisiz, yumruklarımızı tokuşturarak değil, ellerimizi sıkarak, sarılarak bayramlar geçirmeyi nasip etsin.

Temennimiz ve duamız inşallah salgının bitmesi, yasakların kalkması, normalleşmenin bir an önce yeniden başlaması.

 

Kalın sağlıcakla…

İlhan Çabukol / Şebingündemi "