İŞ : " GİRESUN SAHİPSİZ Mİ? "

'NOSTALJİ'DEN KALAN YAZILAR

AV.İSMAİL ŞENOL'UN KALEMİNDEN

" GİRESUN SAHİPSİZ Mİ? "

 

" Bizler hep kendi ilçemizin sahipsizliğinden, kaderine terk edilmişliğinden yakınır dururduk. İlerleyen süreçte asıl sahipsizin, kaderine terk edilmişin ilimiz Giresun olduğunu anladık.

Alt yapı yatırımlarının siyaseten desteklenmeden tamamlanamayacağının, alt yapısı tamamlanmamış bir yörenin de kalkınmasının mümkün olmayacağının bilincindeyiz. ANAP'ın tek hakim olduğu zamanlarda Giresun'un dört milletvekili iktidar partisindendi. Gel gör ki bu dört milletvekilinin toplam etkisi, komşumuz Gümüşhane milletvekili Oltan Sungurlu'nun tek başına olan gücünün "kenarından köşesinden" geçemezdi.

Son on yıllık tek parti iktidarı döneminde öncelikle iç kesim ilçeleri başta olmak üzere ilimizin "makus talihinin" yenileceği umuduna kapıldık. Bu umudumuzun, yıllar itibariyle, boş olduğu anlaşıldı. 12 Eylül öncesi yıllarda nispeten var olan "etkin Giresunlu vekil" profili hayalimiz boşa çıktı, "hevesimiz kursağımızda" kaldı.

Devlet ekonomik yatırımlardan elini ayağını çekti. Bunun yerini "alt yapı yatırımları" aldı. Bunun sonucu olarak devletin işletmesinde olan tütün, fındık gibi tarımsal ürünlerle ilgili devlet yatırımları ile kağıt fabrikası vb yatırımlar özelleştirme kapsamında elden çıkarıldı. Bunlara ait arazilere tüketime yönelik binalar konduruldu. (Otobüs terminali, Toki binaları gibi) İzlenen devlet politikası nedeniyle bunlara alıştık. Burada bir sorun yok. Sorun özde kendi ilçemizin, genelde ise ilimizin devletin yaptığı "alt yapı yatırımlarından" hissesine düşeni alıp almadığında!...Buna olumlu cevap verebilmemiz ne yazık ki mümkün değil..

Giresun doğalgazının Ordu'dan gelişi, havaalanının Ordu'da bulunuşu(hava alanı başka bir ilde ise adını hepten Giresun koysan ne yazar?), devlet kademelerinde görev alan Giresunlu bürokratlara gereken ilginin gösterilmeyişi gibi konuları bir kenara bırakalım ve alt yapı yatırımlarının başını çeken yoldaki(karayolu ulaşımı) Giresun'un durumuna bakalım. Bunu yaparken de zorunlu olarak Giresun'dan geçen sahil yolunu saymayalım. Sahil yolundaki zorunlu geçiş olmasa Giresun il genelinde 10 metrelik bölünmüş yol projesinin gerçekleşemeyeceği yolundaki "ironimi" de tekrarlayalım. Tali yolları, yayla yollarını, çılga yolları da gözden uzak tutalım.

Ana yol diye tabir edeceğimiz yollar "bölünmüş yol" olarak projelendiriliyor ve bu projelendirmeler doğrultusunda ülkenin tamamı inşaat alanına çevrilmiş, çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.. Hızlı tren projelerini de var ayrıca....

Hadi trenin hızlısını, yavaşını geçelim. Şu "bölünmüş yoldan" aldığımız pay ne durumda ona bakalım. Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan en kısa mesafe Sivas-Giresun yolu. Karayolculuğunun simge ismi Halil Rıfat Paşa'nın "gidemediğin yer senin değildir" sözü de bu yolun Şebinkarahisar-Giresun arasındaki kısmı için söylenmiş ve bu söz Karayolları Genel Müdürlüğünün her bir duvarına asılı. Durum böyle olmasına ve Karadeniz sahilinde bulunan tüm iller bölünmüş yol projeleri ile iç kesimlere bağlanmasına rağmen, Giresun bir kenara itilmiştir. (Bakın genişletilmiş yoldan, tali yoldan değil, bölünmüş yoldan bahsediyorum. Sırası gelmişken Sayın Giresun Valimiz ile sayın vekilimiz Mehmet Geldi beyin kişisel çabalarına da burada teşekkür ediyorum ama bu çabaların yetmediğini izaha çalışıyorum.) Halil Rıfat Paşa'dan beri var olan ve aynı devlet karayolu numarasını taşıyan (D865) karayolunun Sivas topraklarındaki kısmına(yapılan-yapımı devam eden) bakıyoruz. Dağ-taş dümdüz olmuş, teyyare kalksın-insin, kaymak gibi. Bal dök yala...Giresun topraklarındaki kısma bakıyorsun. Dersin keçi yolu, çakırdikenleri sarmış her bir yanı. Güler misin, ağlar mısın? Sayın valimizin Akıncılar'la aramıza yapılacağını müjdelediği 70 metrelik köprüye sevinir olmuşuz. Sonra, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Sayın Habip Soluk'un(Zaralı) beyanından anlıyoruz ki, D865 numaralı devlet karayolunun Suşehri'ne kadar gelen bölünmüş yol hali, doğal akışından, Giresun ili sınırlarındaki kısmından ayrılarak 50 km batıya gitmek suretiyle Koyulhisar-Ordu arasındaki D855 nolu devlet karayoluna bağlanması projelendirilmiş. E ne diyelim, vatana millete hayırlı olsun. Orada vatanın bir toprağı, çevremizden geçen yolları kıskanmıyoruz, ama suyun doğal akışı neden değiştirilir bunu merak ediyoruz. "Ele var da bize yok mu?" diye soranımızın ve bunu siyaseten takip edenimizin olup olmadığını merak ediyoruz.

Sahilde bulunup da içeri ile bağlantısı olmayan her yerleşim birimi kalkınmışlığını tamamlayamaz. Zaten bunun bilincinde olan Karadeniz sahilindeki Giresun hariç tüm şehirlerin içeriye en az bir bölünmüş yol ile bağlanması projelendirilmiştir. Doğudan başlamak suretiyle batıya doğru sıralar isek; Rize, Hopa üzerinden Artvin'e, İkizdere üzerinden Erzurum'a bağlanıyor. Trabzon'un durumunu anlatmaya gerek yok. Ordu'nun Ünye-Akkuş-Niksar-Tokat bağlantısı yetmemiş olacak ki, D865 devlet karayolunun Giresun kısmını kendi tarafına kaydırıyor ve Mesudiye üzerinden ikinci bir ana yola ulaşıyor. Samsun'un ulaşım diye bir derdi yok. Sinop'un Boyabat-Kastamonu üzerinden olan güney bağlantısına Kargı üzerinden bir ayak daha ilave ediliyor. İnebolu-Kastamonu-Çankırı yıllardır bölünmüş yol gayretinde. Zonguldak ve daha batıyı demeye gerek yok. Ya Giresun, vah garibim vahhh... Kendisi himmete muhtaç bir dede, kaldı ki evlatlarına(ilçeler) himmet ede...

Doğal gazın Ordu'dan, havaalanın Ordu'da... Kısaltmalarla E80 karayoluna (Akıncılar"a) ulaşımını 100 km ile halletmek varken, hazır D865 nolu devlet karayolunun devamını da kaptırmışsın Ordu'ya. Böylelikle aynı yere ulaşımın nerdeyse 200 km yi bulacak. Şimdi siz cevaplayın bakalım sezisi kuvvetli-saygı değer okur, Giresun'un sahibi var mı? "Giresun'un çevre illere nazaran daha az hizmet aldığını" söyleyen eski vekilimiz Hacı Hasan Sönmez haksız mı?

24.04.2013

Av. İsmail Şenol

www.sebinmedya.com

Yazarı"