HP : " SEVİYELİ OLMAK!.. "

Dr.Hayrettin Parlakyıldız'ın kaleminden;

" SEVİYELİ OLMAK!.. "

Günlük hayatımızda çok sık kullandığımızsaygısız ve kaygısızlardan bıktığımız zaman aradığımız en önemli kelime seviye (düzey) olmakta; bizi kirli söyleyişlerimizden, çirkin davranışlarımızdan alıkoyan sihirli kelime olarak karşımıza çıkmaktan korkmayan ne SEVİYE…!?

seviye ( düzey) :

Düzeyli.

2. mec.Değeri yüksek olan.

3. zf.Verimli bir biçimde.

Sözlükte bu anlamların olması, günlük söylemlerimizdeki kullanışımızda, zaman zaman farklı anlamlar içinde kendimizi buluruz. Bu anlamların kişiye ulaşmasında en önemli etken, kültür yapısıyla, bilgi birikimi ve yorum gücü yapısı önem taşır. Bu kelimeye konuşma sırasında –lı, -li, -sız,-siz eki getirildiğinde kişilik belirtmedeetken olan sıfat oluşurken, bazen de zarf olur.

Meselâ;

Onun kadar seviyesizadam görmedim. Seviyeli konuşmasını bilenler, daima aranılır olur…

Neden seviye arar dururuz, buna neden ihtiyaç duyarız..? İşte, günümüzde cevabını arayıp da bulamadığımız, bulamayınca da kaba kuvvete baş vurduğumuz, sonrada utandığımız hareketimizden dolayı özür dilemeye kadar götüren kelimeSEVİYE…

İlköğretimden başlayarak, yükseköğretime kadar geçen sürede öğrencilere vermeye çalıştığımız, davranış biçiminde seviye ( düzey ) aradık, ama not korkusuyla oluşan anlayış bunu bizlere tam yansıtmadı.

Aile ilişkilerimizden tutun, çevresel ve toplumsal ilişkilerimize kadar seviye aradık, bulduğumuzda sevindik, bulamadığımızda kahrolduk. İstedik ki, tüm insani ilişkiler seviye kazansın, değerler sistemi oluşsun, insanlar birbirleriyle buluşsun…

Seviye kazanmak, kişinin kendisini zihnen tanıması, hem kişisel hem toplumsal yönünden kimliğini, kişiliğini buluşturup bütünleştirmesiyle mümkündür.

Seviyeli insanözellikleriyle, seviyesiz insan özelliklerini tanımak çok kolay olur. Seviyeli insanda; önce nezaket, sonra zarafet hem konuşmaya, hem davranışa yansır. Ses tonundan,bakışına, bakışından tüm bedensel davranışına kadar kendini gösterir... Bilgisini, görgüsünü yerinde kullanma, paylaşma söz konusudur. Kabalık yok, centilmenlik var, gülüş var, hoşgörü var. Haddini bilme, adabı taşıma var… Haysiyet (kendine saygı duyma) ve şeref( kendine ve başkasına saygı duyma) kavramlarına karşı hassasiyet vardır.

Seviyesiz insan tipinde; haset duygular içinde kıskançlık var. Para hastalığı, laf ustalığı var. Kültürsüzlük, duygusuzluk, yersiz cimrilik, bilgisizlik, görgüsüzlük var. Konuşmada ses tonunu ayarlayamama, var. Toplu oturma yerlerinde uyum sağlayamama, kurallara karşı olma, iletişim kuramama var.Kimlik, kişilik bunalımı var. Halk tabiriyle, parayla adam olduğunu zannetme var. Bunlar, acınası tipler olup, korkak ve ideali olmayan insani yaratıklar olduğundan kaba ve kabadayı olmak zorundadırlar…

Peki ne yapmalıyız bu SEVİYESİZLERE…?!

Çok kolay; yersiz hoş görülerden vazgeçerek, araya mesafe koyup, gerektiğinde toplumsal yönümüzü dikkate alarak, eğitim çerçevesinde uyarmak gibi görevimiz var. Kişinin kendini bilmesi kadar önemli bir anlayış olamaz. Seviyeli olmak mı, seviyeli kalmak mı, diye sorarsanız, her ikisinde de var olmalıyız.

Günümüzde seviyeyi veya haddini bilmeme şımarıklılığı yaşanmaktadır… Bunu damaalesef bizler yaptık, üç kuruşluk adamlarayirmibeş kuruşluk değer verince de o değersiz, kendini değerli kıldı…!

Şunu da unutmamak gerek:

“ Yılan yerde sürünüyorsa, ağunun (zehir) ağırlığından,

Kötü çok bağırıyorsa, iyinin sağırlığından”dır.

Burada da seviyeyi farklı yorumlayabilirsiniz.

Sonuç olarak;

“Edepsizliğin, hadsizliğin olmadığı diyar, yakışır bize,
Dil kirli sözler söyler, göz kusur arar olmuş ise gönüller abdestsizdir.”

“ Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde,
Hak’kın yarattığı her şey yerli yerinde.
Bizim nazarımızda, kadın-erkek farkı yok,
Noksanlıkla eksiklik, senin görüşlerinde…!? ”

Hacı Bektaş-ı Velî’nin, yukarıdaki dizelerinde kendimizi bulabilirsek; hem mutlu hem umutlu sayarız….SEVGİYLE,SEVİYELİ-YLE…

Dr. Hayrettin Parlakyıldız

Kıbrıs İLİM Üniversitesi"