İSTANBUL’DA DERNEKLEŞMEMİZ – 4

AVUKAT POLAT SABUNCU'NUN KALEMİNDEN

İSTANBUL’DA DERNEKLEŞMEMİZ – 4

- Av. Polat SABUNCU -

A N I L A R I M - POLAT SABUNCU

21 Mart 1965 Pazar günü Sıraselviler/Özgül Düğün Salonunda düzenlediğimiz ve Tanışma Çayı adını verdiğimiz bu ilk etkinliğimiz katılım ve sağlanan gelir açısından başarı ile sonuçlanmıştı. O dönemdeki dernekçe tutulan karar defterinden aldığım bilgiye göre bu etkinlikte tanesi 10 liradan 537 davetiye satılmış, etkinlikte düzenlenen eşya piyangosu ve açık artırma da dahil toplam 8.195,- lira gelir sağlanmış, etkinlik için tüm giderler 1.397,- lira mahsup edildikten sonra net 6.798,- lira dernek hesabına geçirilmiştir.

Ortaköy’deki dernek merkezinde toplantı yapmakta, dernek çalışmalarını sürdürmekte zorlanıyorduk. Ortaköy kent merkezine uzaktı. Bu yüzden başkanımız Sabahattin Tönük, herkesin kolayca ulaşabileceği Cağaloğlu merkezinde bulunan bir binayı bulmuştu. TMTF’nin yanındaki yeni, merkeze Nisan 1965 ayında taşındık. Her haftanın Salı günü akşamı yönetim kurulu toplantısı yapmayı kararlaştırdık. Yönetim kurulu 7 kişiydik; ama her toplantımızı çoğunluğu üniversiteli gençler olmak üzere 20 - 25 kişilik katılımla yapıyorduk.

21 Mart’ta düzenlediğimiz ilk etkinliğimiz olan Şebinkarahisarlılar Tanışma Çayı’ndan hemen sonra 13 Nisan 1965 gecesi Şebinkarahisarlılar, İstanbul’da kurulu yöre derneklerinin ortaklaşa düzenlediği bir başka etkinliği gerçekleştirdiler; o zamanki adıyla İstanbul Spor ve Sergi Sarayı’nda (şimdiki adıyla Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı) Şebinkarahisar Gecesi’nde yaklaşık 5.000 kişilik bir katılım sağlandı. Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezi’nin yöre kıyafetleri ile derneğimizin folklor ekibi olarak yöre oyunlarımızı bu gecede de sergiledik. Bu gecede davul zurnacımız Suşehri Eliğe Köyü’nden pos bıyıklı, adını anımsayamadığım çok sevimli bir yöre sanatçısı idi. O gecede gösteri yapan folklor ekibi olarak kuliste çektirdiğimiz fotoğrafları, unutulmaz anılarımızdan birinin belgeleri olarak saklıyorum. İstanbul’un en büyük ve gözde mekanlarından birinde gerçekleştirdiğimiz bu etkinlikle ilgili dernek karar defterimizde herhangi bir bilgiye rastlamadım; sanırım bu büyük etkinliği köy dernekleriyle ortaklaşa oluşturulan bir kurul düzenledi ve geliri dernekler arasında paylaşılmış olmalı ki derneğimizin o dönemdeki kararlarında bu etkinlik ve sonucu ile ilgili herhangi bir bilgiye ulaşamadım.

Spor ve Sergi Sarayı’ndaki bu görkemli gecemizden kısa bir süre sonra, büyük bir konser düzenleme kararına imza attık; İstanbul’un halen de en gözde mekânlarından Açık Hava Tiyatrosu’nda Şebinkarahisarlılar Konseri düzenledik. 19 Haziran 1965 cumartesi akşamı düzenlediğimiz konser için Zeki Tükel adında bir organizatörle anlaştık; konserimizin assolistleri, o zamanın ünlü sanatçıları Muzaffer Akgün, Ahmet Üstün ve Sevim Tanürek idi. Şebinkarahisar Folklor Ekibi olarak yöre oyunları gösterimizi o gecede de sunmuş, yine büyük ilgi görmüştük. Benim için o gecenin sürprizi, “mühür gözlüm seni elden / Sakınırım kıskanırım” deyişiyle ünlü halk ozanımız Ali İzzet’in katılımı olmuştu. O tarihte CHP Şişli İlçe Başkanlığı görevini de sürdüren, Nişantaşı’nda kitap-kırtasiye dükkanında ticaretle uğraşan ve çok geniş çevresi olan ikinci başkanımız sevgili Nurettin Bölükoğlu ağabeyimiz, tanıdığı halk ozanımız Ali İzzet’i konserimize katılımını istemiş; bu davetle gelmiş, görevliler onu getirip kulise bir sandalyeye oturtmuşlar. Kuliste organizatörle birlikte programın akışını düzenleyip izlerken bir köşede yanında kılıflı sazıyla oturan sevimli ihtiyar dikkatimi çekti; yanına varıp “baba sen kimsin, neyi bekliyorsun?” diye sorduğumda kendisini tanıtıp, Nurettin Bölükoğlu’nun ricasıyla konsere katılmak üzere geldiğini söyleyince deyişlerinin hayranı olduğum bu değerli ozanımızı, organizatörün programına eklemek fırsatımız olduğunu görerek çok mutlu olmuştum. Ali İzzet baba, bana “oğul epeydir burada bekliyorum, beni bir an önce sahneye çıkarsanız da ben işimi bitirip gitsem” deyince organizatörün programını zora sokmak pahasına Ali İzzet’i, sahne boşalır boşalmaz programa çıkarmaya organizatörü güçlükle ikna edebildiğimi görünce Ali İzzet bana “oğul sahnede benim sunuculuğumu sen yapar mısın?” ricasında bulundu. Konser programının profesyonel sunucusu yerine değerli halk ozanımızı izleyicilere ben tanıtıp sunuculuğunu yapmıştım. Sahneden çıkışta halk ozanları geleneğimizin seçkin bir temsilcisi olan ozanımıza, istemi olmadan bahşiş kabilinden küçük bir meblağ ödediğimizde konserimizden mutlulukla ayrıldığını anımsıyorum.

Yeni derneğimizin düzenlediği ilk konserde Açık Hava Tiyatrosu’nu tamamen doldurmuştuk. Ancak konser saatine yakın dakikalarda giriş kapılarında izdiham yaşanmış, görevlilerin kapılarda denetim görevinde yetersiz kalmaları nedeniyle çok sayıda insan davetiyesiz alana girebilmişti. Dernek karar defterindeki rakamlara göre konser için bastırılan ve iade edilen bilet sayıları ayrı saptanmış toplam 2810 kişinin biletle konser izlediği, konserin toplam giderinin 6.000,- lira olduğu, giderler düşüldükten sonra 13.082,- lira net gelir elde edilip dernek hesabına geçirildiği karara bağlanmıştır. Konser alanına son dakikalarda karamboldan bedava girenlerin engellenememiş olması gelirimizin daha yüksek olmasını engellemişti. Bu durumu başkanımızdan öğrenen o zamanın İstanbul Jandarma Bölge Komutanı değerli büyüğümüz general Muzaffer Kınıklı “bana haber verseydiniz, kapıda jandarma görevlendirir, içeriye kuş uçurtmazdım” dediğini değerli başkanımız Sabahattin bey amca dile getirmiş, konseri komutanımıza bildirmeyi düşünememiş olmanın özeleştirisini yapmıştık. Üç ay arayla gerçekleştirdiğimiz iki etkinlikten derneğe yaklaşık 20.000, lira (tam rakam 19.880,-) net gelir sağlamamız o zamanın para değerine göre büyük bir başarı sayılmalıdır. Konser etkinliğimizle ilk çalışma sezonundaki çalışmaları tamamlamış yaz tatiline girmiştik.

Derneğin ikinci çalışma döneminde (1965-1966) yapmayı düşündüğümüz Şebinkarahisarlılar Gecesi’nde konuklarımıza yöresel ürünler olarak pestil-ceviz-çemiç (dut kurusu) ve karadut şurubu sunmayı düşünmüştük; gerekli malzemeleri yaz tatilinde Şebinkarahisar’da benim satın almam konusunda yetkili kılınmıştım. Tatilde yeterli malzemeleri satın alıp hazırlamıştım. O yaz, 18 kiloluk iki teneke karadut ezmesi de bulabilmiştim. 5-600 Kişiye yetecek pestil-ceviz-çemiç ve karadut ezmesi için nakliye dahil dernek olarak toplam 1.072,- lira ödenmişti.

Derneğimizin düzenlediği, sonradan gelenekleşen ilk Şebinkarahisarlılar Gecesi, Ceviz-Pestil Gecesi adı verilerek 12 Şubat 1966 tarihinde, Beyazıt/Beyazsaray’daki Rüya Düğün Salonu’nda yapıldı. İlk gecemize ünlü müzisyenler Şahin Gültekin, Abdullah Yüce ve Turan Engin katılmışlardı. Gece için 635 davetiye satılmış, naylon torbalar içinde konuklara sunulan pestil-ceviz-çemiç ve karadut şurubu, büyük beğeniyle karşılanmıştı. O gecede sevgili Yücel Avcı kardeşimin yönetiminde Bakırköy Halkevi halk Oyunları Ekibi de TMTF’den bedelsiz alınan özel giysilerle folklor gösterisi yapmışlardı. Derneğin bu gece ile ilgili kararında, gecede, davetiye, piyango ve açık artırmadan toplam 10.059,- lira gelir sağlandığı, toplam 2.979,- lira harcamanın mahsubundan sonra derneğin 7.080,- lira net getiri elde ettiği belirlenmiştir.

(DEVAM EDECEK)

Soldan sağa: Suşehri/Eliğeli zurnacı, Polat Sabuncu, Ahmet Gürünlü, Suat Akyüz, Yücel Avcı, Orhan Gökçen.

Önde oturanlar: Nurettin Bölükoğlu (2.başkan) Ünal Kalaylı (Yön.K. üyesi)