İSTANBUL’DA DERNEKLEŞMEMİZ – 3

AVUKAT POLAT SABUNCU'NUN KALEMİNDEN

İSTANBUL’DA DERNEKLEŞMEMİZ – 3

- Av. Polat SABUNCU -

A N I L A R I M - POLAT SABUNCU

Kuracağımız yeni dernek için, 1964 yılı Aralık ayı başlarında, hazırladığım tüzük taslağının kurucular tarafından görüşülüp son biçimini alması gündemiyle bir kez daha Yenikapı’daki Kemal Ünver’in lokalinde toplandık. Kalabalık katılımla yaptığımız bu toplantıda tüzük tasarısı tartışıldı ve kabul edildi. Kuruluş işlemlerinin tamamlanması için kurucularla ilgili birtakım belgeler istendiği için kurucular kurulu üye sayısını sınırlı tutmuştuk. Şebinkarahisar ve Çevresi Kültür ve Yardımlaşma Derneği’mizin (bu günkü adıyla Şebinkarahisarlılar Yardımlaşma Derneği) 28 kişilik kurucular kurulu şu isimlerden oluşmuştu: Sabahattin Tönük (İstanbul Özel İdare Müdür Yrd.), Ulvi Gürsoy (Eminönü Tapu Sicil Müdürü), Hayrettin Aytekin (Öğretmen), Nurettin Bölükoğlu (Kırtasiyeci), Kazım Aydınalp (Denizcilik İşletmesinde Memur), Necmi Sabuncu (İnşaat Yük. Müh.), Gönül Sabuncu (Avukat), İsmet Yılmaz (Doktor), Sabahattin Zeren (Asker kökenli işadamı), Hasan Özsaraç (Serbest), İhsan Kırıklı (Belediyede memur), Orhan Yücel (Banka Yöneticisi), Kemal Ünver (İşletmeci), Ünal Kalaylı (İşadamı), Ahmet Kumcu (Serbest), Orhan Gökçen (İşçi), Şener Süveç (İşçi), İlhan Bölükbaşı (Berber), Durmuş Belgütay (Serbest), Polat Sabuncu (Öğrenci-İHF), Ömer Sağıroğlu (Öğrenci-İTÜ), Mehmet Kuzucu (Öğrenci-YTO), Yener Aytekin (Öğrenci-İFF), İsmet Metin Tuğrul (Öğrenci-İİF), Sümer Mumcu (Öğrenci- İTGSA), Halim Aktan (Öğrenci-İEF), Suat Akyüz (Öğrenci-İHF), Kadir Görgül (Öğrenci-İHF)

Kuruluş işlemi için gerekli belgeleri topladıktan sonra Kazım Aydınap ağabeyimizin Eminönü’nde memur olduğu büroda daktilosuyla gerekli yazışmaları hazırlayıp tamamladık, yönetimde olduğum sürece derneğin tüm yazışmalarını Kazım ağabeyle birlikte hazırlamıştık; resmi yazışmalarda deneyimi ve titizliğiyle ondan çok şey öğrenmiştim. 15 Aralık 1964 tarihinde Sirkeci Sansaryan Han’daki İstanbul Emniyet Müdürlüğü Dernekler Bürosu’na kuruluş belgelerimizi sunarak derneğin kuruluş işlemini tamamladık. 28 Kişilik kurucular kurulu son toplantısında, tüzüğümüze göre o zaman 7 kişi olan kurucu Yönetim Kurulu’nu oluşturmuştuk. Kurucu yönetime, kuruluşa öncülük eden öğrencileri temsilen ben seçilmiştim; yönetim kurulu olarak görev bölümünü şöyle yaptık: Sabahattin Tönük (Başkan), Nurettin Bölükoğlu (Başkan Yardımcısı) , Polat Sabuncu (Sekreter), İhsan Kırıklı (Muhasip), Ulvi Gürsoy (Veznedar), Hayri Aytekin (Üye), Ünal Kalaylı (Üye). Yeni derneğimiz çalışmalarını bir süre Ortaköy’de faaliyette bulunan Şebinkarahisar Yeniyol, Sarıyer, Dönençay, Kayadibi Köyleri Sosyal Yardımlaşma Derneği’nin binasında kiraladığımız bir bölümde yürütmüş, Ortaköy merkeze uzak olduğundan, bir süre sonra Dernek Merkezi başkanımızın girişimi ile bedelsiz olarak Cağaloğlu’nda TMTF binası yanındaki şimdi Diyanet Vakfı binasının bulunduğu yere nakletmiştik.

Ortaköy’deki köy derneğimizin merkezinde başlayan çalışmalarımızda, yeni derneğimizden önce kurulmuş Ocaktaşı (Gölve), Yeniyol (Anna), Kayadibi gibi köy derneklerimizin üyeleriyle de tanışıp ilişki kurma fırsatımız olmuştu. Anımsadıklarım Süleyman Şeker, İbrahim Gül, Kadir Şeker, Salih Küçük, Dursun koca, Mehmet İnan gibi isimlerdi. Köy kökenli olup Boğaz çevresinde yaşayan hemşerilerimiz, derneğimize yakın ilgi ve destek veriyorlardı. O dönemde Ortaköy’de işyeri bulunan ilçe merkezinden Şebinkarahisar’lılar olarak da Mehmet Ünaldı, Mehmet Çakmak, Mehmet Sayılgan ve Arif Üstündağ da her konuda yardımcımız oluyorlardı.

Yeni derneğimizin ilk etkinliği olarak, Şebinkarahisarlılar Gecesi yapmayı kararlaştırdık. O zamanlar dernek geceleri genellikle düğün salonlarında yapılıyordu. Taksim/Sıraselviler’deki Özgül Düğün Salonu ile anlaştık. Hafta sonu geceleri salon fiyatı yüksek olduğu için ilk etkinliğimiz, 1965 yılı başlarında bir pazar günü saat 11.00’de Şebinkarahisarlılar Günü olacaktı. Salonu tutup kişi başı 10 lira bedelli davetiyeleri bastırıp dağıtımını yaptık. O yıllarda Şebinkarahisar Halk Eğitim Merkezi müdürlüğü görevini yürüten Adnan Yıldırım ağabeyimiz, ilk kez zıpkalı, puşulu, zincirli yelekli, yakasız gömlekli yöremizin milli oyun kıyafeti takımını terzi Hayri Ünaldı amcamıza diktirmişti. Düzenlediğimiz ilk etkinlik için yöresel oyun ekibi oluşturup provalara başlamıştık. Gösteri günü de kıyafetleri Şebinkarahisar’dan getirtip kıyafetli yöresel oyun gösterimizi yapacaktık. Yöresel oyun ekibimizi Polat Sabuncu, Suat Akyüz, Ahmet Gürünlü, Yücel Avcı ve Orhan Gökçen’den oluşturmuştuk. Ovacık köyümüzden zurnacı Yaşar Duran ve davulcusu provalar boyunca defalarca hazırlığımıza katılmışlardı. Etkinliğimizin yapılacağı pazar gününden önceki cuma akşamı Ortaköy’de hem yönetim kurulu toplantısı yaptık, hem de onların gözetiminde son oyun provamızı gerçekleştirdik. Başkanımız Sabahattin bey amca, “zurnacıyla ücret konuşmadık, onunla konuş, çalgı bedelini bilelim” demişti; 150-200 lira bize uygun rakamdı, fazlasına pazarlık edecektik. Toplantıdan dağılmak üzere hep birlikte salonda ayak üstü konumda zurnacı Yaşar’a “arkadaşlar sağolun, bu güne kadar birlikte çalıştık, pazar günü de gösteriyi yapıp işi bitireceğiz; size borcumuz ne olacak?” diye sorduğumda Yaşar, “siz ne verirseniz kabulümüz” yanıtını verince bunun adını koymamız gerektiğini söyledim; yine “siz bilirsiniz” karşılığını aldım. Bunun üzerine bu işin dernek işi olduğunu, ücreti mutlaka belirlememiz gerektiğini israrla dile getirdiğimde Zurnacı Yaşar, olanca içtenliği ve saflığıyla, pazarlığa girişmek üzere bir adım geri atıp hepimize hitaben “yüz lira deyiyrim, ne deyiğsiğiz?” karşılığını verince “tamam Yaşar” deyip gülmemek için kendimi zor tuttum. O akşam gençler Ortaköy’den Kabataş’a kadar yürüdük; yol boyunca Yaşar’ın “yüz lira deyiyrim, ne deyiğsiğiz” yanıtını defalarca yöre şivemizle tekrarlayıp kahkahalara boğulduğumuz, unutulmaz anılarım arasında yerini aldı.

Özgül Düğün Salonu’ndaki ilk etkinliğimize katılım, beklentimizin üstündeydi. Salonda oturacak yer kalmamıştı. Konuklara ikramımız pasta-kurabiye-limonataydı. Açılış konuşmasını başkanımız yapmıştı; sunuculuk da bana düşmüştü. Salonun orkestrasının müziğiyle dans eden konuklarımız, memleketten getirttiğimiz kıyafetlerle sunduğumuz yöre oyunları gösterimizi coşkun alkışlarla ve beğeni ile karşıladılar. Etkinliğimize Şebinkarahisarlı ünlülerimizin katılmasına özel önem vermiştik. Aziz Nesin’in davetiyesini ben kendisine iletmiş ve katılım sözü almıştım. Yönetim kurulumuzda birlikte görev yaptığımız Ulvi Gürsoy büyüğümüz, o zaman kadar hemşerimiz olduğunu bilmediğimiz TSM’nin ünlü ve değerli sanatçısı Radife Erten’in de Şebinkarahisar/Avutmuşlu olduğunu, etkinliğimize katılımını sağlayabileceğini söylemişti. Radife Erten bu ilk etkinliğimize albay olan eşi ile birlikte geldi. Aziz Nesin’in ise toplantı başlayıp yöresel oyunlar gösterimiz bittikten sonra, kızı ile birlikte ve etkinliğimize katıldığını duyunca yöre kıyafetimle koşturup, kalabalık nedeniyle salonda yer bulunmadığı için salon girişindeki koltuklara oturtulan değerli konuğumuzdan özür dileyerek “hoş geldiniz” diyebilmiştim. Beni yöresel giysilerle görünce, gösterimizin bittiğini bilmediğinden, oyun gösterimizi izlemeyi çok istediğini dile getirmişti ama gösterimizin yapılmış olması nedeniyle bunun olanaksız olduğunu, gelecek yıllardaki etkinliklerimizde bunun gerçekleşebileceğini anlattığımı anımsıyorum.

Derneğimizin bu ilk etkinliği başarıyla sonuçlanmıştı. Daha sonraki süreçte çok daha kalabalık katılımlarla gerçekleşecek çeşitli etkinliklerimiz için bu ilk deneyimimiz, hepimizde coşkulu bir iyimserlik yaratmış ve bizi Şebinkarahisar Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurdu yaptırma amacımız yönünde yüreklendirmişti.

(DEVAM EDECEK)